Gebelik testleri

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Gebelik uterusta (dış gebelik durumunda tüplerde ya da karın boşluğu gibi bir yerde) yerleştiği andan itibaren trofoblast hücreleri tarafından HCG (Human chorionic gonadotropin) adı verilen bir hormon salgılanmaya başlanır. Normalde kanda ve idrarda eser miktarda bulunan bu hormonun arttığının çeşitli testlerle gösterilmesi (HCG salgılayan tümörlerin olduğu çok ender durumlar hariç) vücutta bir gebelik olduğunun kesin kanıtıdır.Kandaki ve idrardaki HCG seviyesinin bu hormona yapısal olarak çok benzeyen luteinizan hormon (LH) adlı yumurtlamadan sorumlu hormon ile karışmasını önlemek için HCG hormonunun beta fraksiyonu yani ß-HCG ölçümü yapılır.

İdrar testleri: Kanda ß-HCG belli bir eşik seviyesine ulaştığında idrara çıkmaya başlar ve gebeliğin ilerlemesiyle idrardaki seviye artar. İdrarla yapılan gebelik testlerinin esası bu ß-HCG”nin varlığının ya da yokluğunun saptanmasına dayanır. Çeşitli testlerin hassasiyeti arasındaki farklılıklar idrardaki seviyeyi tanıyıp tanıyamamalarına bağlıdır.
Eczanelerde ya da evlerde hazır test kitleri yardımıyla uygulanan idrarda gebelik testlerinin güvenilirliği üretici firma tarafından her ne kadar % 99 olarak belirtilse de yapılan çalışmalar özellikle adet gecikmesinin 10 günden daha az olduğu durumlarda hata oranının % 50”lerde olabileceğini göstermektedir (“Hata” genellikle testin hassasiyetinin düşük olması nedeniyle varolan bir gebeliği saptayamaması şeklinde olmaktadır. Ancak tam tersi de mümkündür).
Laboratuarda uygulanan idrarda gebelik testleri ise adet gecikmesinin beşinci gününden itibaren güvenilir sonuç verebilmektedir. Bu testler daha düşük hormon seviyelerini tanıyabilen ve bu yüzden de hazır test kitlerine göre daha hassas olan testlerdir.

Kan testi (beta HCG): İdrar testleri ß-HCG”nin varlığını ya da yokluğunu saptayabilirken kan testleri ß-HCG”nin kandaki seviyesini saptarlar. Böylece hormon salgısının başladığı en erken dönemlerde, henüz adet gecikmesi bile olmadan kanda ß-HCG seviyesi saptanarak gebeliğin tanısı konabilir, ya da gebelik oluşmadığı yönünde kesin karar verilebilir.

Ultrasonla Gebelik Tanısı
Adet gecikmesi bir haftayı geçtiğinde gebelik testi yapılmaksızın vajinal ultrasonla gebelik tanısı konabilir. Abdominal (karından bakılan) ultrasonla ise adet gecikmesi en az 10 gün olmalıdır.

Gebelik belirtileri

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Bu değişikliklerin biri ya da bir kaçı gebe olduğunuzun göstergesidir. Bebek için en önemli dönem ilk üç ay olduğundan bu dönem çok önemlidir.

- Adet gecikmesi
- Göğüslerde büyüme
- Sürekli yorgunluk
- Halsizlik
- Bulantı ve kusma
- Vajinal akıntıda artış
- Alkol, sigara, çay, kahve gibi bazı besinlere karşı tiksinti, bazılarına karşı ise aşırı istek
- Duygusallaşma
- İdrarda artış

35 yaş sonrası gebelik ve riskleri

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Hamilelik hangi yaşta olursa olsun risksiz değildir ama yaşın ilerlemesi ile bu riskler artar. Bu risklerin en önemlisi Down sendromlu bir çocuk doğurmaktır. Down sendromlu görülme sıklığı annenin yaşı ile beraber artar. Bu risk anne 20 yaşındayken 10000 de 1; anne 35 yaşındayken 1000 de 3, anne 40 yaşındayken ise 100 de 1’dir.Down sedromu ve başka kromozomsal anormalliklerin yaşlı annelerde daha sık olmasının nedeni annenin yumurtalarının yaşlanması ve zaman içinde zararlı madde, kimyasal, röntgen ve enfeksiyonlara daha çok maruz kalmasından olduğu düşünülmektedir. Down sendromunun tedavisi olmamakla beraber doğum öncesi tanı yöntemleri ile rahim içinde tanısı konabilmekte ve gerekirse gebelik sonlandırılmaktadır.Yaşı 35’in üzerinde olan annelerde yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp damar hastalığı gelişme riski artmıştır. Ayrıca düşük, erken doğum ve doğum sonrası kanama daha sıktır.İlerlemiş yaş, anne adayını tek başına yüksek riskliler kategorisine sokmaz.Ama bir çok bireysel riskin toplamı bunu yapar.Yaşı ileri anne risk etmenlerini en aza indirmek için çaba gösterir ve doktoru ile işbirliği içerisinde olursa sağlıklı bebek doğurma şansı çok artar.

Günümüzde ileri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen kadınların sayısı artmıştır. Kadının yaşı ilerledikçe yumurtalıkların fonksiyonları yavaşlar ve yumurtalar yaşlanır dolayısı ile gebelik elde edilmesi zorlaşır.

Otuzbeş yaştan sonra her menstruel siklusta ovulasyon (yumurtlama) olmayabilir. Yaş ilerledikçe Down Sendromu gibi kromozomal hastalıkların görülme olasılığı ve düşük ihtimali artar.İleri yaş gebeliklerde hipertansiyon, kalp problemleri, preeklempsi (gebelik zehirlenmesi), diabet daha sık görülür. Gebelik öncesi dönemden itibaren iyi takip edilirse ileri yaştaki birçok kadın sağlıklı çocuk sahibi olabilir.

Tübal cerrahi geçirmiş, endometriozis hastalığı veya myomları olan kadınlara ve diabet, kalp hastalığı, hipertansiyon gibi sağlık problemleri olan kadınların mümkün olduğu kadar erken bebek sahibi olmaları önerilir.Geç yaşta anne olmanın artılarıda vardır. Bu kadınlar iyi eğitimlidir, işleri, mevkileri vardır ve daha olgundurlar; bu da onları iyi anne yapar. Daha ileri yaşta ve görmüş geçirmiş olduklarından; genç annelere göre, bebeğe bağlanıp kalmaktan daha az yakınırlar.a

Diyabetli anne adaylarına gebelik öncesi tavsiyeler

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Çocuk sahibi olmak isteyen bir diyabetli, bebeğinin sağlıklı doğabilmesi için, her şeyden önce kendisinin sağlıklı olması gerektiğini unutmamalıdır. Kan şekeri normal sınırlarda seyreden bir diyabetlinin gebeliği için hiçbir engel bulunmaz, ancak ilk koşul iyi bir hazırlık dönemi geçirilmesi ve gebeliğin planlı olmasıdır. Diyabetli anne adayı, gebeliğe hazırlanmalı ve gebelik takipleri bir ekip anlayışı içinde gerçekleştirilmelidir. Anne adayı bu ekibin en önemli üyesidir. Bir diyabet uzmanı, kadın doğum uzmanı (pediatrist), diyetisyen ve diyabet eğitim hemşiresi ise ekibin diğer bireyleridir. Gebelikten en az 6 ay öncesinden başlayarak HbA1C düzeyi kontrol edilmeli ve HbA1C’nin bu süreç içerisinde yüzde 6,5’in altında olması, gebelik öncesi dönemde açlık kan şekerinin 80-120 mg/dl, 2.saat tokluk kan şekerinin ise 80-140 mg/dl arasında seyretmesi gereklidir. Bu düzeyleri sağlayabilmek için iyi bir beslenme planı yapılmalı ve insülin miktarları her öğünden önce ölçülen kan şekerine göre ayarlanmalıdır.

Tip 1 diyabetlilerin her biri günde 3 kez mutlaka yapılan kısa etkili (kristalize) ve 1-2 kez yapılan orta etkili (NPH) insülinle tedavi edilmelidir. Günde en az dört kez kan şekeri ölçümü yapılması zorunludur. Eğer anne adayı tip 2 diyabetli ise, kullandığı şeker düşürücü ilaçlar kesilip benzer şekilde bir insülin tedavisi planlanmalıdır.

Gebelik annedeki diyabete özgü komplikasyonları ağırlaştırabilir. Bunun yanı sıra bazı komplikasyonların varlığı fetusun sağlığını risk altına sokabilir. Bu nedenle, gebelikten önce göz dibi muayenesi, böbrek, kalp ve dolaşım sistemi kontrolleri yapılmalı, sinir sistemi tutulumu (nöropati) varlığı araştırılmalıdır.Eğer diyabetik göz tutulumu (retinopati) varsa, gebelik sırasında ilerleyebileceği düşünülerek takipler sıklaştırılmalı ve vakit geçirmeksizin lazer tedavisi uygulanmalıdır.

Gebelikte oluşan değişiklikler diyabetik böbrek hastalığının ilerlemesine ve yüksek tansiyon (hipertansiyon), ağır protein kaybı gibi ciddi durumlara da yol açabilir. Gebelikten önce bütün bu riskler anneye anlatılmalıdır.
Eğer herhangi bir diyabet komplikasyonu varsa önce tedavi edilmeli sonra gebelik planlanmalıdır.

Gebelik heyecan verici ama aynı zamanda özveri isteyen bir süreçtir. Diyabetli anne, bebeği için yaşam tarzını değiştirmeyi göze almalı ve bazı alışkanlıkların başında gelir. Özellikle diyabetli kadınlarda sigara son derece zararlıdır ve yalnızca anneyi değil, bebeğin gelişimini de olumsuz yönde etkiler. Bebek sahibi olmayı planlayan diyabetli vakit geçirmeden sigara içmeye son vermelidir. Alkol alımı da bebek için çok zararlıdır. Anne kesinlikle alkol kullanmamalıdır.

Diyabetlilerden menstrüel döngülerinin (adet dönemlerinin) kayıtlarını tutmaları istenir. Bu kişiler erken hamilelik testleri uygulamalı ve pozitif sonuç alır almaz diyabet tedavisiyle ilgilenen hekimine haber verilmelidir.

Gebelik öncesi yaptırılması önerilen testler

Gebelik ve Doğum

Daha önceden bilinmiyorsa gebe ve eşinin kan grubu (annenin kan grubu Rh negatif babanın kan grubu Rh pozitif ise kan uyuşmazlığı vardır)

- Tam kan sayımı
- Tam idrar tetkiki
- Kan grubu tayini (anne ve baba)
- Toksoplazma ve Rubella (kızamıkçık)  tetkikleri
- Hepatit B taşıyıcılığı

Kan biyokimyasında kan şekeri, böbrek ve karaciğer fonksiyonları ile ilgili testler genellikle öyküde şüpheli bir durum varsa yapılır. Ayrıca, öyküde elde edilen pozitif bulguları netleştirmek için gerektiği taktirde doktorunuz başka tetkikler de önerebilir (örneğin adet düzensizliğinde hormonlar, tiroid fonksiyon testleri vb). Tüm muayene ve laboratuvar bulgularının sonrasında doktorunuz size gebelik öncesi dikkate almanız gereken önerilerde bulunacaktır.

Kızamıkçık ve toksoplazma erken gebelik sırasında geçirildiği taktirde bebekte bazı ciddi problemlere yol açabilecek enfeksiyon hastalıklarıdır. Eğer, kızamıkçık antikorlarınız negatif ise bu hastalığa karşı bağışıklığınız yok yani duyarlısınız anlamına gelir. Bu durumda, size doktorunuz gebelik öncesinde aşı önerebilir. Kızamıkçık aşısı etkisi azaltılmış da olsa canlı virüslerden yapıldığı için aşı sonrası 3 ay süreyle hamile kalmamanız ve bu sürenin sonunda bağışıklık gelişip gelişmediğini kontrol ettirmeniz gereklidir.Toksoplazma antikorlarının negatifliği de bu hastalığa karşı duyarlılığı gösterir. Bunun aşısı olmasa da doktorunuz size dikkat etmeniz gereken hususları bildirecektir.

Gebeliğin erken döneminde folik asit eksikliği bulunması bebeklerde “nöral tüp defekti” denilen omurilik kanalının embriyolojik hayatta normal kapanamaması ile sonuçlanan anomalilere yol açabildiği gösterilmiştir. Bu nedenle, gebe kalmayı planlayan kadınlara folik asit verilmesi önerilmektedir. Doktorunuz gebelik öncesi dönemde folik asiti hangi dozda ve nasıl kullanacağınızı size reçete edecektir. Muayene ve laboratuvar incelemeleri sırasında çıkabilecek sorunlara yönelik sorunlara yönelik spesifik öneriler de bu aşamada verilecektir. Ayrıca, ilk görüşmede konuşulmamışsa yaşam tarzı, beslenme, cinsel hayat, gebelik takipleri vb konularda da önerilerde bulunacaktır.

Sağlıklı gebeliğe hazırlanma dönemi

Gebelik ve Doğum

Gebeliğin ilk adımı ve en doğru yolu, onu önceden tasarlamaktır. İdeal olarak gebe kalmak istediğiniz zamandan 3 ay öncesinde, doktorunuzla bir ön görüşme yapmanızda önemli yararlar vardır. Doktorunuz, sizin sağlık ve sosyal bakımlardan özgeçmişinizi değerlendirecek, muayenenizi yapacak, çeşitli tetkikler yapacak bu şekilde gebelik sırasında oluşabilecek anormal durumlar karşısında hem sizi hem de kendisini hazırlayacaktır. Ayrıca, gebelik öncesi vitamin (folik asit) desteği ile bebekte ortaya çıkabilecek sakatlıklara karşı tedbir alacaktır. Doktorunuzun yapacağı tetkik ve muayeneler, önereceği tedaviler yanında sizin de yaşam tarzında değiştirmeniz gereken şeyler olacaktır.

Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi;
Öncelikle sağlıklı ve dengeli beslenmelisiniz. Dengeli beslenmeyle kastedilen ana besin maddelerinin dengeli oranlarda tüketilmesidir. Yağ ve şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Proteinden zengin bir beslenme şekli seçmelisiniz. Yağsız süt ve süt ürünleri, balık ve beyaz etler diyetinizde yer almalıdır. Mutlaka bol taze meyve ve sebze alınmalı, bunun yanında makarna, pirinç, baklagiller gibi farklı besin gruplarını da tüketmelisiniz.

Folik Asit Kullanın
Gebelik öncesi doktorunuza başvurduğunuzda destek tedavisi için folik asit kullanmanızı isteyecektir. Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren “B9 vitamini”  yani folik asit alınması çok önemlidir. Vücutta depolanmadığı, gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu ve doğal gıdalarla yeterlince karşılanmadığı için her gün alınmalıdır. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnıbahar, kepekli ekmekte mevcuttur. Folik asit eksikliğinde “nöral tüp defekti” denen sinir sisteminde omurilik kanalının tam kapanamamasına bağlı anomaliler olur. Özellikle, daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar, gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren mutlaka folik asit alımına başlamalıdırlar.Sigarayı hemen bırakın
Sigara kullanıyorsanız, mutlaka bırakmalısınız. Sigara gebe kalma şansını azaltır ve gebelikte kullanıldığında düşük ve çocukta gelişme geriliğine neden olur. Alkol de bırakılmalıdır.

Doğum kontrolünü bırakın
Anne adayı olmadan önce doğum kontrol yöntemleri kullanıyorsanız, bir uzmana başvurmak gerektiğini bilmelisiniz. Uzmanınızdan doğum kontrol yönteminin bırakılmasının ardından ne zaman hamile kalınması gerektiği hakkında bilgi edinmelisiniz. Çünkü bazı yöntemlerin hassasiyeti var. Doğum kontrol hapının bırakıldıktan sonra en az bir ya da iki ay hamile kalınmaması gerekiyor.

Toksoplazma testi yaptırın
Belki hayvanları çok seviyor ve evinizde kedi besliyorsunuz. Bu durumda hamile kalmadan önce yapacağınız ilk şey, kediyi evden uzaklaştırmak değil, bir toksoplazma testi yaptırmaktır. Çünkü kedinizin dışkısından bulaşabilecek olan toksoplazma, gebelik esnasında enfeksiyon oluşmasına ve bu enfeksiyonun bebeğe bulaşmasına neden oluyor. Rahim içine geçtiği durumlarda bebekte bazı kalıcı hasar oluşturabiliyor. Bu nedenle eğer test sırsında toksoplazma olmadığınız ortaya çıkarsa, bundan sonra kedinizin dışkısının elinize temas etmemesine özen göstermelisiniz.

Aşılarınızı yaptırın
Hamilelik öncesi aşıların yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Çünkü aşılanmayan annelerin etken maddeyle karşılaşması yalnızca kendini değil, bebeğini de etkiler. Hamilelik sırasında ya da doğumda taşıdığınız enfeksiyonu bebeğinize geçirme riski oluşur. Bu nedenle hamilelik öncesi Hepatit B, Kızamıkçık ve tetanoz’a karşı bağışıklığınız yoksa ve aşılarını yaptırmadıysanız, bir uzmana başvurarak yapılmasını sağlayın.

Kullanacağınız ilaçlara dikkat edin
Hafif bir baş ağrısında eli ilaçlara gidenlerdenseniz, biraz dikkat!! Çünkü hamilelik öncesi kullandığınız ilaçlar konusunda da hassas olmanız gerekir. Korunmayı bıraktığınız ve hamile kalma olasılığınız olduğunu düşünerek bir uzmana danışmadan ilaç almaktan sakının. Çünkü uzmanlar, erken hamilelik döneminde bazı ilaçların plasentadan geçerek bebeğin gelişimini olumsuz etkilediğini söylüyorlar. Ayrıca doktora başvurmanız gereken durumlarda, doktorunuza hamile olabileceğiniz ihtimalini hatırlatın.

Stresden Uzak Durun
Gebeliğe karar verdikten sonra gebelik oluşumunun ilk aylarda olmaması sizi strese sokmamalıdır. Her şey normal olsa, uygun zamanda ilişki olsa bile her ay için gebelik şansı %25 civarındadır. Normal düzenli ilişkiye rağmen bir kadının gebe kalamaması durumunda kısırlık incelemelerini başlatmak için genellikle çok aşikar bir anormallik yoksa 1 yıl beklenir. Bir yıl sonunda herhangi bir patolojisi olmayan çiftlerin bile gebe kalma şansı %98’dir. Yani %2 olguda her şey normal olmasına rağmen gebelik 1 yıl gecikebilir. Gebe kalma şansı düzenli adet görenlerde adetin 12-15. günlerinde en fazladır. Düzenli bir cinsel yaşam ve haftada 3 veya daha fazla ilişki gebe kalma şansını artırır. Bu nedenle, ilk aylarda hemen gebelik oluşmaması sizde veya eşinizde bir anormallik olduğu anlamına gelmez. Eğer, gebelik niye olmuyor endişesine kapılır ve strese girerseniz salgılanabilecek stres hormonları gebelik oluşumunu geciktirebilir. Tabii ki, insan cinselliğinin önde gelen amaçlarından biri üreme ve çoğalmadır. Ancak, çocuk yapmayı bir görev olarak algılamamalı normal cinselliğinizi yaşamalısınız.

Doktor kontrolünden geçin
Eskiden hamileliğin başlamasıyla birlikte bir uzmana başvurulurdu. Oysa şimdi hamilelik kararının alınmasıyla birlikte bu süreç başlamış oluyor. Çünkü sağlıklı hamilelik sürecinin yaşanması için annenin sağlığından emin olmak gerekiyor. Bu konuda başvuracağınız uzman sizi muayene edecek , bazı kan testleri isteyecek, ultrasonografi ile inceleyecektir. Böylece hamileliğe başlamadan önce bir sorunla karşılaşıp karşılaşmayacağınız ve karşılaşma durumunda kalmadan önlemi alınacaktır. Ancak doktorunuza eşinizle birlikte gitmeniz gerektiğini bilmelisiniz çünkü eşinizin de bazı riskler ortağıdır. Örneğin eşinizin kan grubu, ailesinde genetik geçişli bir hastalık olup olmadığı, sürmekte olan hastalık nedeniyle kullandığı ilaçlar gibi birçok etmen, sağlıklı bir hamilelik sürecini etkileyen faktörlerdir.

Evde meydana gelebilecek zehirlenmeler ve önlemleri

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Zehirlenme vücuda zehirli bir maddenin yiyecekler, solunum veya temas yolu ile alınması sonucu vücudun zarar görmesidir. Zehirlenmelerin %90′ı ev içinde meydana gelmektedir ve bunun yarısı da altı yaş altı çocuklarda görülmektedir. 6 yaşın altındaki çocuklar için evde tehlike riski taşıyan ve zehirlenmelere yol açabilecek maddeler şunlardır;
• Temizlik maddeleri
• İlaçlar, vitamin hapları
• Kozmetik ürünler
• Bazı ev bitkileri
• Böcek ilaçları

Çocuğunuzu evde meydana gelebilecek zehirlenmelerden korumak için alabileceğiniz önlemler şunlardır;
• Evinizde kullanmak üzere satın aldığınız tüm ev ürünlerinin etiketlerini dikkatlice okuyun ve mümkün olduğunca toksik madde içermeyen ya da en az oranda içeren ürünleri tercih edin.
• Yukarıda adı geçen tüm ürünleri, evde çocuğunuzun erişemeyeceği yerlerde ve kilitli dolaplarda muhafaza edin
• İlaçları, temizlik maddelerini mutlaka orjinal kutularında muhafaza edin. Toksik madde içeren ürünleri, bir zamanlar yiyecek-içecek saklamak için kullanmış olduğunuz kaplara ve kutulara koymayın; çocuğunuz bunları da yenilecek ya da içilecek birşey zannedebilir.
• Çamaşır suyu gibi kimyasal ürünleri kullanırken camları açın ve bulunduğunuz ortamı havalandırın.
• Böcek ilaçlarını kullanırken cildinize temas etmemesine özen gösterin, eldiven takın. Daha güçlü etki almak için iki temizlik maddesini karıştırmayın. Kimyasal maddelerin etkileşimi sonucu zehirli bir gaz oluşturabilirler.
• Bazı bulaşık deterjanları (elde yıkama için kullanılanlar) amonyak içerir, bir kısmı da zayıf asid içerir. Bunları çamaşır suyu ile karıştırmak tehlikeli olabilmektedir. Eğer herhangi bir temizlik maddesini kullanırken ortama bir duman veya koku yayılırsa hemen oradan uzaklaşın ve ortamı havalandırın.
• Temizlik yaparken çocuğunuzun yanınızda bulunmamasına özen gösterin. Temizlik sırasında çocuğunuz mecburi olarak sizinle beraber olmak zorunda ise onu sürekli takip edin ve bir an için bile (örneğin telefon çalması, kapı çalması gibi) bu malzemelerle yalnız bırakmayın!
• Çocuğunuza alması gereken bir ilacı ya da şurubu içirmeye çalışıyor olsanız dahi, bunları çok lezzetli, yenilebilecek güzel şeyler olarak göstermeyin. Kendi ilaçlarınızı içerken de bunu çocuğunuzun görmeyeceği şekilde yapın; unutmayın ki çocuklar yetişkinleri taklit etmeye çok meyillidir.
• Çocuğunuz anlayabilecek yaşta ise ilaçların ve evde kullanılan temizlik maddelerini yeme veya içmenin tehlikelerini anlatın.

Çocuğunuzun zehir içerme riski olan bir madde yutması durumunda;
Öncelikle çocuğunuzun yuttuğu maddenin bir bölümü hala elinde ya da yakınındaysa, bu maddeyi ondan uzaklaştırın. Ağzında hala yuttuğu maddenin kalıntıları varsa tükürmesini sağlayın. Yuttuğu maddenin kutusunu ya da maddeden bir parçayı örnek olarak saklayın; içerdiği zehirin teşhis edilmesi için gerekli olabilir. Çocuğunuzu vakit geçirmeden bir sağlık merkezine götürün; özellikle aşağıdaki semptomların görülmesi durumunda acil olarak bir hastane ya da sağlık ocağına başvurmanız çok önemlidir;
• Nefes almada zorluk
• Boğazda şiddetli ağrı veya yanma
• Dudak ve ağızda yanma
• Bilinç kaybı
• Yoğun uyku hali

Çocuğunuzu kusturmaya  çalışmayın. Yuttuğu madde güçlü asit içeriyorsa kusma, maddenin geri çıkarken çocuğun boğazında ve ağzında daha fazla hasara yol açmasına sebep olabilir.

Çocuğunuzun cildinin zehirli bir maddeyle temas etmesi durumunda;
Maddenin bulaştığı giysileri çocuğunuzun üzerinden çıkarın ve çocuğunuzun cildinin zehirli maddeyle temas etmiş olan bölümünü ılık suyla ve sabunla iyice temizleyin.  Bir sağlık merkezine başvurmanızda fayda vardır.

Toksik madde içeren bir sıvının çocuğunuzun gözüne sıçraması durumunda;
Hemen çocuğunuzun gözünü ılık suyla yıkayın. Çocuğunuzun gözünü açıp kapaması, yıkama sırasında suyun gözün her yerine ulaşmasına yardımcı olacağı için çocuğunuzun gözünü açık tutmak için uğraşmayın. Suyu çocuğunuzun direkt olarak gözüne tutmayın (duş başlığı vs ile) etkilenen gözünün hemen üzerine alın bölgesine veya burun kemiğinin hemen göz kenarına tutarak çocuğunuzun daha fazla huzursuz olmasını önleyebilirsiniz. Gözü yıkama işlemini dakika tutarak en az 15 dakika süre ile uygulamanız gerekir. Eğer çocuğunuz korktuysa ya da canı acıyorsa bu işlem zorlaşabilir; başka bir yetişkinin de yardımını alabilirsiniz. Nazik bir şekilde çocuğunuzun gözünün içini ılık suyla yıkadıktan sonra bir uzmana başvurun. Kesinlikle çocuğunuzun gözüne göz damlası damlatmayın!

Çocuğunuzun zehirli ( toksik) madde içeren gaza ya da dumana maruz kalması durumunda;
Çocuğunuzu mümkün olduğunca çabuk bir şekilde temiz havaya çıkartın ve vakit geçirmeden bir sağlık merkezine götürün.

EVDE KULLANILAN TEMİZLİK MADDELERİ İLE ZEHİRLENME
Temizlik maddeleri sıklıkla güçlü asid veya alkali maddeler (en çok zarar verenler sodyum hidroksid ve sülfürik asid) içerirler. Bu maddeler fırın ve tuvalet temizleme deterjanları, bulaşık makinesi deterjanları, lavabo açıcılar içinde katı veya sıvı halde bulunurlar. Çocuklar bu maddelerin katı halde olanları ağızlarına yapışıp yakıcı tadını hemen alacağı için fazla miktarda tüketemez. Bu yüzden sıvı şeklinde olanlar daha çok tehlike yaratmaktadır. Bu maddelerin yutulması ağız, yemek borusu ve mideyi yakacak ve direkt olarak zarar verecektir. Alkali maddelerin vereceği hasar asid olanlardan çok daha ağır olmaktadır.
Çamaşır sularının bir iki yudum yutulması genellikle kusmaya neden olur ve genellikle çok ciddi hasar vermemesine rağmen daha fazla miktarda tehlikeli olmaktadır.

Çocuğunuzun bu maddeleri aldığını nasıl anlarsınız?
Ağrı ani başlar ve şiddetlidir. Ağız bölgesinde yanıklara bağlı şişlik ve yutma güçlüğü olur, ses telleri zedelenir. Çok miktarda yutuldu ise ağız ve yemek borusu boyunca nefes yolu kapanacak kadar şişme olabilir ve nefes almayı güçleştirebilir. Bu tarz bir yaralanmanın sonuçları çok ağırdır ve ölüme kadar gidebilir. Sonuçta çok büyük bir ihtimalle en azından kalıcı bir hasar bırakacaktır belki bir daha konuşamayacak veya katı yiyecek yiyemeyecektir. Bu yüzden ciddi tehlike yaratan bu maddeleri kesinlikle çocuklarınızın görmeyeceği ve ulaşamayacakları şekilde saklamanız korunmak için alabileceğiniz tek ve en önemli önlemdir.

Çocuğunuzun bu maddelerden içmesi durumunda asla kusturmadan hemen bir acil servise başvurmanız gerekmektedir.

İLAÇ ZEHİRLENMELERİ
Çok miktarda alınan tüm ilaçlar zehirlenmeye neden olur. Çocuklarda kazara zehirlenmelerin başında aspirin ve asetaminofen gibi sık kullanılan ağrı kesici ve ateş düşürücüler gelir. Demir tabletleri, vitaminler, grip ilaçları, uyku ilaçları, antiallerjik ilaçlar da zehirlenmelere neden olur. Bazı ilaçlarda zehirlenmenin olması için çok miktarda yutmaya gerek yoktur, birkaç tane bile komaya kadar gidebilecek zehirlenmeye neden olur (örneğin uyku ilaçları).

Nasıl anlaşılır?
Asetaminofen (ağrı kesici, ateş düşürücü) zehirlenmesi başlangıçta uzun süre hemen hiç belirti vermez. Yaklaşık 1 gün sonra bulantı kusma başlar ve gittikçe ciddileşir. Çocuğunuzun asetaminofen aldığından şüpheleniyorsanız herhangi bir belirti vermemesine aldanmadan hemen bir acil servise başvurmalısınız.Aspirin (salisilat) zehirlenmesinde de ilk belirtiler küçük çocuklarda çok idrara çıkmaya bağlı sıvı kaybı ve hızlı ve derin nefes alıp verme dışında çok azdır. Daha büyük çocuklarda hızlı ve derin nefes alıp verme, kusma, uyuklama görülebilir. Çocuğunuzun aspirin aldığından şüpheleniyorsanız hemen acil servise başvurun.Sizin veya sizle birlikte yaşayan büyüklerinizin kullandığı ilaçları güvenli ve çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın. Buzdolabında, masa üstlerinde, cüzdanınızda saklamayın.
Çocuğunuzun herhangi bir ilacı aldığından şüpheleniyorsanız hemen acil servise başvurun. 

ZEHİRLİ BİTKİLER
Bitkilerin büyük bir kısmı yendiğinde zehirlenmeye neden olur. Bitkinin tipine göre zehirlenme basit kısmi bir rahatsızlıktan, yaygın ciddi bir reaksiyona kadar değişebilir. Bazı bitkilerin tamamı, bazılarının kökleri ve bazılarının çiçekleri veya yaprakları zehirli olabilir. Araştırmalar 5 yaş altındaki çocuklarda bitki zehirlenmesinin de oldukça fazla görüldüğünü göstermiştir.
• Evinizde son derece dekoratif ancak zehirli ve üzerinde meyve, çilek  benzeri çiçekleri olan bitkilerden bulundurmayın.
• Genel kural olarak toksik bir bitki yendiğinde doktora veya acil servise ulaşmakta gecikecekseniz kusturma yöntemi ile mide boşaltılmalıdır.

Evde, Bahçede, Sokakta Bebek Güvenliği

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Evde Güvenlik
0-5 yaş arası çocuklarda görülen ölüm ve yaralanmaların başlıca nedenlerinden birinin ev kazaları olduğunu biliyor muydunuz? Evinizin içinde ve çevresinde alacağınız önlemlerle bu tür riskleri minimum seviyeye indirmeniz mümkündür:• Ev içindeki tel ve kabloların bebeğinizin dikkatini çekecek, görünür yerlerde değil, gizlenmiş olmasına özen gösterin
• Masa ve sehpa köşelerine köşe koruması takın
• Evdeki bitkileri ve süs eşyalarını bebeğinizin erişemeyeceği bir yere koyun
• Pencere yakınında üzerine tırmanabileceği eşya bulundurmayın
• Duy kapakları takın
• Mümkünse evdeki radyatörlere koruyucu takın
• Banyoda elektrikli aygıt kullanmamaya özen gösterin
• Musluk koruyucuları taktırın
• Evdeki deterjan, temizlik malzemeleri, krem, deodorant gibi kimyasal madde içeren ürünleri çocuğunuzun erişemeyeceği yerlere koyun
• Mümkünse evde bir yangın alarmı ve yangın söndürücü bulundurun
• Mutfaktaki kesici ve çocuğun kendine zarar verebileceği tüm aletleri onun erişemeyeceği yerlerde muhafaza edin
• Mutfakta tezgah kenarlarına yakın yerlere sıcak yemek ya da su kapları koymayın
• Çocuğun içine girme ihtimaline karşı buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi eşyalara çocuk kilidi taktırın
• Mutfak ve banyoda yerlerin her zaman için kuru olmasına özen gösterin, ya da zemin ıslak ve kayganken bebeğinizi buralardan uzak tutun 
 
Bahçede Güvenlik
Bebeğinizle birlikte evinizin bahçesinde vakit geçirmekten hoşlanıyor, ya da onun bahçede oynamasına izin veriyorsanız dikkat etmeniz gereken noktalar şunlardır:• Bahçenizin sokağa açılan kapısını kapalı ve kilitli tutun
• Bahçenizde yetişen dikenli ve zehirli bitkileri sökün ya da çitle çevirerek bebeğinizin erişmesini engelleyin
• Bahçenizde havuz varsa çevresini çitle çevirin
• Bahçe alet ve malzemelerini çocuğun erişemeyeceği yerlerde muhafaza edin
 
Sokakta Güvenlik
• Bebeğinizi sokağa çıkardığınızda kullanacağınız bebek arabası ya da taşıma askısını özenle seçin; kullanım kolaylığı sağlayan; bebeğin rahatlığı ve sağlığı için tasarlanmış ürünleri seçmeniz uygun olacaktır.
• Bebeğinizi pusetle gezdirirken trafiğe dikkat edin, karşıdan karşıya geçerken yaya geçitlerini ya da trafik ışıklarını kullanın. Park eden arabaların arasından karşı karşıya geçmeyin, sürücü sizi görse bile bebek arabasını görmeyebilir.
• Bebeğinizi arabaların egzozlarından mümkün olduğunca korumaya çalışın
• Alışveriş yaparken bebeğinizi yanınızdan ayırmayın; dükkanlara girerken bebek arabasını dışarıda bırakmak zorunda kalsanız bile bebeğinizi yanınıza alın.
• Alışveriş sırasında bebeğinizi kaybettiyseniz panik yapmamaya çalışın ve vakit geçirmeden bulunduğunuz mağazanın ya da alışveriş merkezinin güvenliğine haber verin. Birçok mağaza ve alışveriş merkezinde güvenlik kameraları sayesinde çocuğunuz kolaylıkla bulunabilir.
• Çocuğunuza küçük yaşlarından itibaren yabancılara karşı temkinli olması, tanımadığı kişilerin onu biryerlere götürmesine izin vermemesi gerektiğini, onu korkutmayacak bir tarzda öğretin.

Bebeğinizle ilk seyahatiniz için önemli bilgiler

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Tatil planlarını yapmaya başladınız. Belki de bu, bebeğinizle birlikte çıkacağınız ilk tatil olacak ve yolculuk boyunca nelere dikkat etmeniz gerektiğini, nelere ihtiyaç duyabileceğinizi merak ediyorsunuz.
İşte size birkaç küçük öneri:

• Esnek olun ve tatil programınızı bebeğinizin çeşitli ihtiyaç ve durumlarına göre değiştirilebilir biçimde hazırlayın. Bir gün içerisine birden fazla aktivite koymamaya çalışın. Böylelikle bebeğiniz yorgun ya da herhangi bir aktiviteye katılamayacak durumda olduğunda son dakika ayarlamalarını yapmanız daha kolay olur.
• Küçük çocukların uyum sağlayabileceği ve eğleneceği bir tatil mekanı seçmeye özen gösterin. Örneğin çocuklara yönelik çeşitli özel imkanları, aktiviteleri olan otel veya tatil köylerini tercih edebilirsiniz. Unutmayın ki çok yoğun gezi programı olan turlar, aşırı kalabalık ve sıcak mekanlar bebeğinizin sağlığı için zararlı olabilir.
• Yanınızda sürekli su ve çocuğunuz acıktığında atıştırabileceği yiyecekler bulundurun. Özellikle otobüs ya da uçak yolculukları esnasında küçük çocuklar susadıklarında ya da acıktıklarında servis saatlerini beklemekte zorlanabilirler.
• Çocuğunuzu yolculuk boyunca oyalamak ve canının sıkılmasını engellemek için yanınıza oyuncak, boyama kitabı gibi şeyler alın.
• Çocuğunuzu uzun mesafeli yolculuklara hazırlamak için önceden pratik yapmanız faydalı olabilir. Büyük seyahatin öncesinde kısa süreli küçük yolculuklar veya haftasonu yolculukları planlayarak çocuğunuzun seyahat şartlarına nasıl adapte olduğunu, yaşadığı sorunları önceden öğrenebilirsiniz.
• Araba yolculuklarında düzenli molalar vermeniz faydalı olabilir.

Uçak yolculuklarında;
• Uçuş saatinizi yoğun saatlerin dışında seçmeye çalışın.
• Kalkış ve inişler esnasında kendi emniyet kemerinizi takarak bebeğinizi kucağınıza alın. Emniyet kemerini bebeğe takmayı denemeyin.
• Kabindeki hava basıncı değişikliklerine bağlı olarak bebeğiniz kulaklarıyla ilgili rahatsızlık hissedebilir. Bunu engellemek için hava basıncı değişikliği hissettiğiniz durumlarda bebeğinizi beslemeyi deneyebilirsiniz, çünkü yutkunmak hava basıncını dengeler. Bu durumlarda küçük çocuklara da sakız ya da benzeri çiğneyebilecekleri birşey vermek faydalı olabilir.
• Uçuş için yanınıza ihtiyacınız olabilecek miktarda bebek bezi, bebeğiniz ve kendiniz için yedek giysi, ıslak mendil veya havlu, birkaç küçük oyuncak almayı unutmayın.

Bebeğin emzirilmesi ve anne sütünün önemi

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Anne ve bebeğin ilk altı aylık dönemde aynı odayı paylaşması faydalıdır. Anne ile bebek arasındaki psikolojik bağın kuvvetlenmesini sağlar. Bebek her ağladıkça emzirilmesini sağlar, böylece hem süt yapımı artar hem de bebek daha az ağlamış olur. Emzirme konusunda annenin kendine olan güveninin artmasını sağlar.

Anne Sütünün Yararları Nelerdir?
- Anne sütü hazmı kolaylaştırır, daima taze, temiz, bebeğe verilmek üzere hazır ve uygun sıcaklıktadır.
- Anne sütü alan bebeklerde kansızlık inek sütü alan bebeklere göre daha az görülür (anemi ).
- Anne sütü alan bebekte pişik, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür.
- Anne sütü ile beslenen bebekler ek besin alan bebeklere göre daha sık beslenmek ister bu da annenin sütlerinin artmasını sağlar.
- Anne sütü alan bebeklerde alerjik reaksiyonlar yok denecek kadar azdır.
- Anne sütü alan bebekler bağışıklık sağlayan antikorları alırlar böylece enfeksiyonlara karşı daha güçlü olurlar.

* İlk emzirme doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde olmalıdır.

Kolostrum nedir?
Doğumdan sonra gelen sarı süte kolostrum denir. Bebeğinizin ilk aşısı niteliğindedir. Bebeğinizi ishal, soğuk algınlığı, öksürük ve diğer hastalıklardan korur.

Niçin Anne Sütü?
- Anne sütünün bileşimi, bebeğin beslenmesi için en ideal gıdadır.
- Anne sütünün her yerde, temiz ve uygun sıcaklıkta verilme olanağı vardır.
- Pratiktir, hazırlığa gerek yoktur.
- Anne sütü ile beslenen bebeklerin daha az hasta olduğu bilinmektedir. Çünkü bebekler, bu süt ile bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklık kazanırlar. Özellikle ilk gelen süt miktar olarak az da olsa bebeğe son derece yararlıdır.
- Anne sütü bebekleri, ishal, zatüre, kalp, bağırsak, kanser ve şeker hastalıklarından korur.
- Bebeğiniz daha az orta kulak iltahabı geçirir.
- Anne sütü alan bebeklerde kabızlık daha nadir görülür.
- Bebeğiniz daha zeki olur.
- Ani beşik ölümü riski azalır.
- Alerji olma olasılığı azalır.
- Emzirme, anne ve bebek için fiziksel ve ruhsal dengenin korunması açısından büyük önem taşır, bebeğinizle aranızdaki duygusal bağı güçlendirir.
- Emzirme, rahminizin normal hale gelmesini hızlandırır.
- Emzirme, göğüs kanseri ve kemik erimesinden sizi korur.
- Anne sütü vererek doğum öncesi kilolarınıza daha kolay ulaşırsınız.

Anne Sütü Nasıl Artırılır?
İlk aylarda bebeğinizin emmesi çok düzenli olmayacaktır. Her istediğinde, istediği sıklık ve sürede emmesi sütünüzün kısa sürede ve bol gelmesini sağlayacaktır.
Zamanla bebeğinizin emme süresi ve uyku süresi daha düzenli bir duruma gelecektir.
İlk 6 ay bebeğinize anne sütü haricinde su vermenize gerek yoktur, katı besinlere geçildiğinde su (kaynamış ılık) ihtiyacı olacaktır. Bu konuda doktorunuzun önerisini de dikkate alınız.
Gece süt yapımı daha fazla olduğundan bebeğinizi geceleri de emziriniz.
Sütünüzü artırmak için kendi beslenmenize de dikkat etmelisiniz, günde en az 2-3 litre sıvı almalısınız.

Emzirme İle İlgili Pratik Bilgiler
Emzirme her iki gögüsten birden yapılmalıdır. Emzirmeye daima bir önceki beslenmede son verilen göğüsten başlanmalıdır. Böylece, bir önceki emzirmede yeteri kadar boşalma olmayan göğüste süt birikmesi engellenmiş olur. Emzirmeler sırasında göğüsler ne kadar iyi boşalırsa , o kadar iyi süt yapımı gerçekleşir.

Göğüs değiştirme sırasında ve beslenmenin sonunda bebeğin gazı mutlaka çıkartılmaya çalışılmalıdır. 10-15 dakikalık bir uğraşı süresi genellikle yeterlidir. Çıkmıyorsa daha fazla uğraşılmasının yararı yoktur.

Toplam 20-30 dakikalık bir emzirme genellikle yeterli bir beslenmeyi sağlar. Bebekler çoğu kez diğer memeye geçildiğinde uyuya kalırlar. Bu nedenle göğüs değiştirme sırasında fiziki uyarılarla bebek uyandırılmaya çalışılir, diğer göğüsü de emmesi sağlanır. Miktar arttığında tek meme yeterlidir.

Süt yapımı özellikle gece saatlerinde arttığından gece boyunca emzirmeye devam edilmelidir. Bebekler ortalama günde 8-12 kez beslenmelidir. Anne sütü alan bebeklere su verilmesine gerek yoktur.  Altı kirli olan bebeklerin beslenmesi zor olur. Bu nedenle her beslenme öncesinde bebeğin altı kontrol edilmelidir. Beslenme bitiminde de aynı kontrol yapılmalıdır. Çünkü, beslenmenin başlaması ile bağırsak hareketleri başlar ve çoğu kez dışkılama ile sonuçlanır.

Anne Sütünün Sağılarak Verilmesi
Süt sağılması elle yapılacağı gibi, özel pompaların yardımıyla da yapılabilir.
Süt sağmaya başlamadan önce, ılık kompres ile nazikçe yapılan göğüs masajı, süt akışını artırabilir.
3-4 saatte bir her defasında her iki göğüsten 10 dakika süre ile süt sağılır.
Sağılan anne sütü oda ısısında 6 saat, buz dolabında 24 saat, derin dondurucuda ise 6 ay süre ile bozulmadan saklanabilir.
Derin dondurucudaki anne sütü kullanılacak ise; çözülen süt 24 saat içinde kullanılmalı, artan atılmalı, tekrar dondurulmamalıdır. Steril biberondaki anne sütünün çözülebilmesi için biberonu çözülene kadar soğuk suyun altında tutmalı, daha sonra ılık su dolu bir kaba yerleştirilmelidir. Sıcak veya kaynamış su sütün koruyucu özelliklerini bozar.
Bitirilmemiş süt atılmalı, tekrar dolaba konmamalıdır.
 
Meme Bakımı
- Emziren annenin günde bir kez duş alması uygundur. Banyo yaparken ve duş alırken göğüsler sabunlanmamalıdır.
- Göğüs temizliğinde karbonatlı su kullanılmamalıdır.
- Her emzirmenin sonunda göğüs ucu sıkılarak çıkartılan sütün meme başı ve etrafına sürülerek bırakılması göğüsün yumuşak kalmasına yardımcı olur.
- Göğüs uçlarınız tahriş olursa özel bir yağ sürebilirsiniz. Düzelme olmazsa doktorunuza danışınız.
- Sağlık ve estetik nedenlerle rahat bir emzirme sütyeni giyiniz. Gerekiyorsa gece de çıkarmayınız.
- Bebeğiniz sizi emdikten sonra göğüslerinizi hala dolgun hissediyorsanız, sertlik, kızarıklık ve sıcaklık hissi varsa mutlaka göğüslerinizin boşaltılması gerekmektedir (ANNE SÜTÜ ATEŞİ). Bu işlemi kolaylaştırmak için ılık uygulama ve masaj yapabilirsiniz. Daha sonra pompa yardımı ile göğsünüzü boşaltabilirsiz.
- Göğüslerinizin/göğüs ucunuzun büyük ya da küçük olması bebeğinizin emmesini etkilemez. Önemli olan bebeğinizin emzirme tekniğine uygun emzirmenizdir.Kaynak:

Kaynak: Anne ve Bebek Vakfı