Damladan Okyanusa Gamze Saraçoğlu Akış/Flow ile İstanbul Fashion Days’de!

MODA

Ünlü modacı Gamze Saraçoğlu’nun Akış/Flow adını verdiği yeni koleksiyonun defilesi, Istanbul Fashion Days (IFD) kapsamında, 29 Ağustos Cumartesi günü saat:12.30’da, İTÜ Taşkışla Kampüsü’nde gerçekleşecek. Gamze Saraçoğlu’nun bu özel kreasyonu tasarlarken aldığı ilham kaynağı; suyun damla halinden okyanusa dönüşmesi…

26-29 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Istanbul Fashion Days’de (IFD) solo defile yapacak olan Gamze Saraçoğlu, ruh halini yansıttığı huzurlu, olumlu ve düşünceli yeni koleksiyonu Akış/Flow ile moda tutkunlarının karşısına çıkacak. Koleksiyonları Londra, Kopenhag ve Paris gibi modanın kalbinin attığı şehirlerdeki ünlü butiklerde satılan ünlü modacı Gamze Saraçoğlu, yeni koleksiyonunu hayatı ve yaşamı anlatan bir damlanın yolculuğundan ilham alarak hazırladı.

60 parçadan oluşan koleksiyonda damlanın geçtiği tüm evreler, ekru, pudra pembesi, krem, su yeşili, turkuaz ve petrol mavisi tonlarında anlatılıyor. Teknik açıdan zengin ve ince işçiliği olan bu koleksiyonda akışı doğru anlatabilmek ve yansıtabilmek için, drape teknikleri geliştirilerek, özel punto dikişler ve farklı detaylar kullanılıyor. Hem gece hem de gündüz giyilebilecek parçalardan oluşan, doğal kumaşların kullanıldığı koleksiyonda, kumaşların büyük kısmı ipek.

Gamze Saraçoğlu’nun kreatif danışmanlığını üstlendiği Boyner ve Saydam Tekstil markaları ile Türk derisini iç ve dış pazarlarda tanıtmak ve Türk derisi imajının yaratılması amacıyla kurulan Deri Tanıtım Grubu (DTG) defilenin sponsorları… Defile yer alacak mankenlerin makyajlarını M.A.C., saçlarını ise Osis ürünleriyle Ali Gür kuaför yapacak.

Caffé Nero’nun yeni ikilisi Çikolatalı ve Orman meyveli Cupcake

YEMEK-MEKAN

Akdenizli lezzetleri ve gurme kahveleri ile ünlü İngiliz kahve zinciri Caffé Nero, zengin ve leziz tatlı çeşitleriyle dikkat çekiyor. Hafif bir yemekten sonra veya sıcak içecekler eşliğinde tercih edilen tatlılara, Caffé Nero çikolatalı ve orman meyveli cupcake’lerle bir yenisini daha ekliyor.

Şu sıralar Avrupa’da çok tercih edilen Cupcake’ler tek kişilik boyutları ile en ideal atıştırmalıklardan biri. Çikolatasız yapamam diyenler ve meyveden vazgeçemeyenler için 2 çeşidi bulunuyor.

Caffé Nero’nun özel olarak double shot espresso’yla hazırlanan Caffé Latte’si, köpüklü cappucino’su ve kahveseverlerin tercihi eşsiz espresso’su Cupcake’lerin en uyumlu eşlikçileri. Çikolatalı ve orman meyveli çeşitleriyle Cupcake’ler tatlı molalarının olmazsa olmazı.

İlk yurtdışı operasyonu için Türkiye’yi seçen Caffé Nero, İstinyePark, Astoria, Galatasaray, Yeniköy, Akaretler, Maslak, Bebek, Caddebostan, Nişantaşı, Palladium AVM, Tekfen Holding ve Şaşkınbakkal mağazaları ile İstanbul’da birinci yılında toplam 12 mağazasıyla hizmet veriyor.

Pronet Kameram ile gözünüz arkada kalmıyor

TEKNOLOJİ

Türkiye’nin lider güvenlik firması Pronet, ev ya da işyerini cep telefonu ya da bilgisayar aracılığıyla uzaktan izleme fırsatı sunan Pronet Kameram hizmetini kullanıma sundu. Günde 1 dolardan başlayan fiyatlarla abone olunabilen Pronet Kameram hizmetinin kurulumu için tek gereken şey ise sadece bir internet bağlantısı. Ortamdaki hareketi otomatik olarak algılayan Pronet Kameram, görüntüleri kaydederek Pronet merkezindeki sunucuda saklıyor. Kullanıcılar, Pronet Kameram’ın görüntülerine cep telefonu ya da bilgisayar aracılığıyla her yerden ulaşabiliyor.

Türkiye’de 45.000’i aşkın ev ve işyerlerinin güvenliğini sağlayan Pronet’in yeni hizmeti Pronet Kameram ile gözünüz arkada kalmıyor. Pronet Kameram, pahalı kamera sistemlerine kaliteli bir alternatif olarak öne çıkıyor. Dışarıda oldukları zamanlarda evlerini gözlemek ya da işyerinde neler olup bittiğini izlemek isteyen kişiler için oluşturulmuş olan Pronet Kameram, en yeni teknolojileri kullanılan bir hizmet. Hem bireysel hem de kurumsal kullanıma uygun olan Pronet Kameram, video oynatabilen bir cep telefonu ya da bilgisayar üzerinden mekanların takip edilmesini sağlıyor. Bütünüyle kullanıcı dostu bir sisteme sahip olan ve kullanım kolaylığı sunan Pronet Kameram’dan herkes rahatlıkla yararlanabiliyor.

Pronet Kameram hizmeti, evdeki çocuğunu ve bakıcıyı ev dışındayken izlemek isteyen ebeveynler, birden fazla lokasyonda şubesi bulunan küçük işyerleri (tekel bayileri, gıda zincirleri, kuruyemişçiler, eczaneler, vb.) ve birbirinden çok uzak lokasyonlarda bulunan işletmeler için ideal bir çözüm. Günde 1 dolardan başlayan fiyatlarla abone olunabilen Pronet Kameram, birden fazla işyeri bulunan kurumlar için de son derece uygun maliyetli bir çözüm olarak dikkat çekiyor. Tüm işyerlerini uzaktan izlemek isteyen kurumlar Pronet Kameram sayesinde hem kurulum hem de kullanım anlamında yüksek maliyetlere katlanmak zorunda kalmadan, etkili ve yüksek teknolojiye sahip bir çözümden yararlanmanın avantajını yaşıyorlar.

Akıllı teknolojiyle gelen güvenlik
Pronet’in yenilikçi hizmeti Pronet Kameram’dan yararlanmak için internet bağlantısı yeterli oluyor. Kameranız mekandaki internet bağlantınız üzerinden çalışıyor. Üstelik Pronet Kameram’ın akıllı teknolojisi sayesinde abonenin sahip olduğu internet bağlantısı üzerinde herhangi bir teknik ayarlama yapılmasına da gerek olmuyor. Kameralar kurulduktan sonra Pronet Kameram mekandaki hareketi algılayarak merkezi sunucu üzerine kaydediyor. Aboneler kendilerine özel kullanıcı adı ve şifresiyle Pronet Kameram sitesine bağlanarak görüntüleri diledikleri zaman kolaylıkla izleyebiliyorlar. Pronet Kameram aboneleri dilerlerse sisteme bağlanarak görüntüleri canlı olarak da takip edebiliyorlar.

Abonelik hizmetinin bir parçası olarak kişiler, kendilerine özel kullanıcı adı ve şifreleri ile girdikleri internet sitesi üzerindeki ekranlardan evlerini ya da işyerlerini izleyebiliyorlar. Ayrıca bir kullanıcı, 2×2, 3×3, 4×4 veya 5×5 şeklinde bölünebilen ekran üzerinde birden fazla görüntüyü aynı anda görebiliyor ya da herhangi bir kamerayı tam ekran olarak izleyebiliyor. Bir diğer ifadeyle, farklı kameraların olduğu her mekanı aynı anda görme şansı bulunuyor. Daha da önemlisi aboneler, bu görüntüleri 3G uyumlu cep telefonları ya da video oynatabilen PDA’leri üzerinden de izleyebiliyorlar. Pronet Kameram, her an her yerde ve gönül rahatlığıyla evdeki bakıcıyı ya da farklı ofislerdeki süregiden iş süreçlerinin takibini yapmak isteyenler için ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor.

Esnek hizmet seçenekleri
İhtiyaca göre esnek bir şekilde alınabilen Pronet Kameram hizmeti aboneliğinde gerektiği kadar kamera gerektiği kadar kullanıcı tarafından izlenebilirken, görüntü depolama kapasitesi, sunucu kapasitesi ve gereken bant genişliği de ihtiyaca göre ayarlanabiliyor. Ayrıca Pronet Kameram hizmetinden yararlanmak için tüm kameraların aynı mekanda olması da gerekmiyor. İsteyen kişi, bir kamerasını Ortaköy’deki dükkanına taktırırken, diğerini de Ataköy’dekine kurabiliyor. Dahası aynı kullanıcı adı ve şifresi ile sisteme giriş yaparak her iki mekanını da izleyebiliyor.

Saklanabilen görüntüler
Pronet Kameram hizmetinde, kameralar mekanda bir hareket olması halinde 60 saniye süreyle kayda başlıyor ve bu görüntüler merkezi olarak depolanıyor. 30 saniyelik süre içerisinde başka bir hareket daha algılanırsa bu süre 30 saniye daha artarak devam ediyor. Kullanıcı kolaylığına sahip olan arayüz sayesinde aboneler, web sitesi üzerinde kaydedilen görüntüleri kayıt tarihine göre listeleyebiliyor veya kayıt saati ya da gününe göre arama yapılabiliyorlar. Dahası kullanıcı dilerse kaydedilen bu görüntüleri klipler halinde bilgisayarına ya da harici belleğe kopyalayabiliyor. Kayıtlar, yeni bir yazılım yüklemeye gerek olmadan, her bilgisayarda bulunabilen Quicktime ya da Windows Media Player programlarıyla izlenebiliyor.

Pronet Kameram sistemi üzerinde bulunan canlı görüntülere cep telefonundan ulaşmak mümkün. Ancak kayıt görüntülerine cep telefonu üzerinden ulaşmak şu anda mümkün değil. Canlı görüntülere yüksek performansla ulaşmak için cep telefonlarının Wi-Fi veya 3G ile ağa bağlanıyor olması gerekiyor. EDGE veya GPRS destekli bağlantılarda görüntü akışı daha yavaş olarak gerçekleşiyor.

Pronet Kameram sisteminde kullanılan kameraların tümü harekete duyarlı olma özelliği taşıyor. Kameralar hareketi algılayıp kayda başladığı anda, otomatik olarak gönderilen e-posta mesajlarıyla abonelere bilgi veriliyor.

Pronet Kameram günde 1 dolardan başlıyor…
Pronet Kameram hizmetinde aylık abonelik bedeli, kullanılacak olan kamera sayısına bağlı olarak değişiyor. Günde 1 dolardan başlayan abonelikte, dekoratif ihtiyaçlar da düşünülerek kablolu ve kablosuz abonelik seçenekleri de sunuluyor. Başlangıç için 1 yıllık anlaşma yapılması gereken abonelik paketi kapsamında kamera sistemi donanımı, online web sitesi aboneliği, online teknik servis ve abonelik süresince ürün garantisi yer alıyor.

Beyazın gizemi siyahın cazibesi Epengle’de

MODA

Türk tekstil sektörünün ilk markalarıdan biri olan Epengle, Koleksiyonu’nda siyah ve beyazın farklı tonlarına yer vererek, perdelik ve döşemelik kumaşlarında koleksiyonuna en çok yakışan rengi ön plana çıkartıyor.

Epengle’nin, beyazın gizemi, siyahın cazibesinden alınan ilhamla hazırlanan koleksiyonu, her tarza uygun farklı desen seçenekleri ile sizlere sunuluyor. Epengle yaşadığı mekanı önemseyen, modern bir çizgi ve farklı tasarımlar arayanlarının adresi olmaya devam ediyor.

Epengle’nin koleksiyonu, klasikten moderne pek çok tarzı kapsayan desen, renk ve doku zenginliğiyle müşterilerinin hayallerindeki iç mekanı oluşturmaları için sınırsız seçenek sunuyor. Epengle mağazalarındaki ürün çeşitliliğini artırmaya devam ederken, birbirinden şık döşemelik ve perdelik kumaşlarını mağazalarda tüketiciyle buluşturuyor.

www.epengle.com.tr

Ramazan ayı ve diyabet

SAĞLIK

Diyabet hastaları, ramazan ayı boyunca oruç tutup tutamayacaklarına doktorları ile konuştuktan sonra karar vermelidir. Ramazan ayı boyunca oruç tutmak isteyen kişiler, beslenme ve tedavilerini doktorları ile görüşüp, gerekli düzenlemeleri yapmak suretiyle oruç tutabilir.

Diyabet, ağızdan alınan ilaçlar ya da insülin ile tedavi ediliyor olabilir. Tip 1 diyabeti olan hastalar, insüline bağımlıdır. Bu sebeple bu hastalar için uzun süreli açlık dönemleri, tehlikeli olabilir. Ancak modern insülin analogları ile yoğun insülin tedavisi alan veya insülin pompası kullanan hastaların tedavisi, oruç tutabilecekleri şekilde düzenlenebilir. Hasta ve doktorun bu şekilde kompleks bir tedaviyi üstlenebilecek düzeyde bilgi ve tecrübeye sahip olması, son derece önemlidir.

Tip 2 diyabeti olan hastaların büyük bir kısmı ise insülin kullanımına ihtiyaç duymaz. İstenildiği takdirde, ağızdan alınan ilaçların desteğinde, düzenli bir beslenme programı ile oruç tutulabilir. İnsülin kullanan hastalar ise tip1 diyabet hastalarında olduğu gibi kompleks bir tedaviye ihtiyaç duyabilir.

Diyabet hastalarının oruç tutmasına engel olabilecek unsurlar:
• Hipoglisemi (şeker oranının düşmesi)
• Hiperglisemi (şeker oranının yükselmesi)

Kişinin diyabet kontrolünün derecesi, hastalığın yan etkileri ile şeker kontrolü dışında kullanılan ilaçlar da dikkat edilmesi gereken diğer unsurlardır. Hastalar, şeker ölçümlerini yakından takip ederek, hipoglisemik ataklardan kaçınmalıdır. Hipoglisemi durumunda ise orucun bozulması gerekebilir.

Diyabet tedavisi
Diyabet tedavi edilirken kullanılan ilaçlar, sağlıklı bir insandaki normal fizyolojiyi taklit edecek, altta yatan metabolik problemi azaltacak şekilde üretilen ilaçlardır.

Diyabet için kullanılan ilaçlar:
• İnsülin salgılanmasını artıran
• İnsüline karşı hassasiyeti artırarak çalışan ilaçlar

Özellikle insülin salgılanmasını artıran ilaçların düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. İnsülin kullanmayan hastaların tedavisine eğer mümkünse insüline karşı hassasiyeti artırarak çalışan ilaçlarla devam edilmesi tercih edilmelidir. Ancak eğer bu tür ilaçlar ile glikoz kontrolü sağlanamıyorsa, kısa süre etkili insülin salgılatan ilaçlar kullanılmalı; uzun etkili insülin salgılatan ilaçlardan kaçınılmalıdır. Ramazan ayında tokluk kan sekerinin kontrol altında tutulması için yiyeceklerdeki karbonhidrat emilimini yavaşlatan ilaçlar kullanılabilir.

İnsülin tedavisinde glargine insulin veya detemir insulin ile bazal insulin ve kısa etkili lispro veya aspart insulinler ile bolus insulin tedavisinin düzenlenmesi, eğer hastanın kompleks tedaviye uyumu mümkün olabilecekse yapılabilir.

Diyabetli hastaların ramazan ayında dikkat etmesi gereken unsurlar:
• Bir diyetisyen yardımıyla detaylı bir beslenme programı uygulamak.
• Sahur ve iftarın yanı sıra gece saat 10-11 arasında alınacak bir ara öğün ile gün içerisindeki öğün sayısını üçe çıkarmak.
• Yiyecek seçiminde; ekmek, hamur işi yiyecekler, pirinç pilavı, makarna, patates ile sekerli yiyecekler gibi basit karbonhidratları kısıtlandırmak.
• Tek seferde büyük porsiyonlar seklinde beslenmek yerine, ölçülü porsiyonları tercih etmek.

Çocuklar Marks & Spencer’la okula dönüyor

MODA

İlk ders zillerinin çalmasına çok az bir zaman kala çocukları ve ebevynleri alışveriş telaşı sardı. Çocuklarını eksiksiz okula göndermek isteyen anne- babalar mağaza mağaza dolaşmayın. Çünkü Marks & Spencer A’dan Z’ye her detayı aynı çatı altında topluyor.

Yeni okul dönemine merhaba diyecek öğrenciler için Marks & Spencer çeşitli alternatifler sunuyor. Rengarenk okul çantaları, öğrenciler için okul ayakkabıları Marks & Spencer’ın öne çıkan okul ürünleri arasında yerini alıyor. Hırkalar ve süveterler ile de öğrenciler Marks & Spencer’lı olmanın keyfini okulda da yaşayacaklar.Marks & Spencer’ın 2009- 2010 Sonbahar- Kış Koleksiyonunu görmeden sakın çocuğunuzu okula göndermeyin.

Marks & Spencer Sonbahar- Kış Koleksiyonu
Kız çocukları için, kırmızı, pembe, krem tonlarında kareli etekler, jile elbiseler, içi polarlı yağmurluklar, baskılı t-shirtler, yeni tasarımlarıyla kız çocuklarının olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Erkek çocuklar için ise , baskılı tshirtler sezonun en öne çıkanları arasında. Ağırlıklı olarak lacivert ve gri tonlarının kullanıldığı koleksiyonda yün şapka ve eldivenler ile erkekler Marks & Spencer şıklığına bürünecek.

Bu sezon Marks & Spencer’ın tüm çocuklara bir sürprizi var! Çocuklar en sevdikleri çizgi film kahramanlarını yeni koleksiyondaki çoraplarda, pijama ve geceliklerde, eşofman, ayakkabı ve aksesuarlarda, t-shirtlerde görecekler.

Kız çocuklarının sevgilisi Hello Kitty, Dora The Explorer, Minnie Mouse, Simpsons, erkek çocuklarının kahraman savaşçıları Spiderman, Mr.Man, Thomas Tank Engine, Ben 10, SüngerBob ve daha birçok karakter Marks & Spencer 2009-2010 Çocuk Koleksiyonunda çocuklar için bir araya geldi.

Marks & Spencer, çocuk giyim ürünlerinde çocuk sağlığı ve güvenliğini esas alıyor. Çocuk giyim ürünlerinde %100 bitkisel boya kullanılıyor, düğmeler sağlam dikiliyor ve 2-3 defa denetimden geçiriliyor. Ayrıca tüm çocuk ürünleri üzerlerinde iğne veya benzeri metaller unutulmaması için 9 kez metal dedektöründen geçiriliyor.

Moda dünyasındaki yeniliklerin en yakın takipçisi olan Marks & Spencer’ın çocuklar için tasarladığı sonbahar – kış koleksiyonunu görmeden çocuğunuzun gardırobunu yenilemeyin.

Ramazan coşkusunu Naz’da yaşayın

YEMEK-MEKAN

Eşsiz boğaz manzarasına sahip Naz, Ramazan boyunca Türk ve Osmanlı mutfağından benzersiz lezzetleri, Tasavvuf Müziği eşliğinde sunuyor.

Ramazan ayında iftar keyfini fasıl müziği eşliğinde yaşatan Naz, özel menüsünde yer alan modern ve geleneksel tatlarla her türlü damak zevkine hitap ediyor.

Ramazan ayının ilk günü iftardan yarım saat önce Diyanet görevlileri tarafından yapılacak Ramazan Duası ve canlı ezan ile başlayacak program, iftardan sonra ‘Naz’lı Kızlar’ tarafından verilecek tasavvuf müziği konseri ile devam edecek. Ramazan ayı boyunca iftar yemeklerine, ITU Türk Musikisi Devlet Konservatuar mezunu dört profesyonelden oluşan ”Nazlı Kızlar” Türk Müziği ve Tasavvuf Müziği’nden örnekler sunacak.

İftar menüsünde, geleneksel iftariyeliklerin yanında, odun fırınının lezzetiyle pide, ekmek çeşitleri, lezzeti ve görseli ile her güne özel hazırlanan ev yemekleri, kömür ateşinde hazırlanan ızgara ve kebap çeşitleri ön plana çıkıyor. Naz’ da usta ellerde hazırlanmış geleneksel ramazan mönüleri şölene dönüşecek…

Haftanın her günü açık olan Naz, öğlen 12:00-16:30 saatleri ve Ramazan boyunca da “İftar Saati”nde hizmet veriyor. Mekan akşam yemeklerinde de ayrıca konuklarını ağırlıyor.

Zengin iftar yemeklerinin yer aldığı 120 kişilik kapasiteye sahip Naz’da iftar yemeği 69 TL KDV dahildir.
Rezervasyon:0 212 3261175–76 www.nazturk.com

Ramazan ayı ve beslenme

SAĞLIK

Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölüm Şefi Diyetisyen Ayşe Korkmaz Ramazan ayında nasıl beslenilmesi gerektiği ile ilgili önerilerini paylaştı.

Toplumsal hayatımızda önemli bir yer teşkil eden ramazan ayında, gün içerisinde yemek yenilemediği için sahur ve iftar yemeklerine ayrı bir özen gösterilmektedir. Sahur normal kahvaltıdan, iftar ise akşam yemeğinden daha zengin hazırlanmakta; bu nedenle ramazan ayı ile birlikte beslenme alışkanlıklarında da değişiklikler meydana gelebilmektedir.

Her zaman önerildiği gibi ramazan ayında da amaç; yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayabilmektir. Bu sebeple ramazan ayında da öğün sayısının en az üç olacak şekilde planlanması tavsiye edilir. Bu beslenme şekline dikkat etmeyen sağlıklı kişilerde bile zaman zaman sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi gibi rahatsızlıklar görülebilir. Özellikle bu dönemde tüketilen hamurlu tatlılar, pideler, böreklerin ve yüksek kalorili besinlerin tüketiminin artmasına bağlı olarak kilo artışı yaşanabilir.

Yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sağlanabilmesi için gün içerisinde en az üç öğünü tamamlamak adına, sahur öğününün atlanmaması gerekir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin son derece zararlı olduğu unutulmamalıdır.

Çünkü bu beslenme tarzı, yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa; gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı yükselir ve kilo alma hızı ile riski artar. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde ya hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, az yağlı yapılmış sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün şekli tercih edilmelidir. Bu arada gün içersinde çok sıvı kaybedildiği için sıvı dengesini düzenlemek de son derece önemlidir.

Günün ilk öğünü olan iftar, bir çorba ile açılmalı ve bir süre ara verildikten sonra yemeğe geçilmelidir. İftara peynir, zeytin gibi basit yiyeceklerle başlanarak, normal yemeğe bir süre sonra geçilmesi daha doğrudur. Başlangıç için beyne doygunluk hissi veren çorba en uygun yiyecektir.

Oruç süresince, midenin uzun süre boş kalmasından sonra bir anda çok yiyecek tüketilmesi sonucu mide ve kalp sorunları ortaya çıkabilmektedir. Bunu önlemek için iftarda yavaş yavaş ve az miktarda yemek yenilmelidir. Dengeli olmak kaydı ile iftar ile sahur arasına da mutlaka bir ara öğün eklenmelidir.

Ramazanda oruç tutarken beslenmeye daha çok özen gösterilmeli, yağlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Yemeklerin ağır olmamasına, az yağlı ve yağda kızartılmadan yapılmış yiyeceklerin seçilmesine, sık aralıklarla az yemek tüketilmesine dikkat edilmelidir.

Ramazan ayında en sık karşılaşılan sorunlar, mide asidinin yemek borusuna kaçması olarak tanımlanan reflü ile kabızlıktır. Reflüyü önlemek için kahve, kakao, çikolata gibi aşırı kafein alımından kaçınmak; yağlı yiyeceklerden uzak durmak ve yemeği yer yemez yatmamak alınacak pratik önlemlerdir. Bunun dışında kabızlık problemi çekenler için posalı besinlerin daha fazla tüketilmesi önerilmektedir. Bunun için de meyve ve sebze tüketiminin artırılması; ekmek olarak tam buğday veya çavdar ekmeğinin kullanılması ve özellikle su tüketiminin artırılması gerekmektedir.

Halk arasında oruç bazen zayıflamak için bir alternatif olarak değerlendirilmektedir. Fakat bu yanlış bir düşüncedir. Gün boyu aç kalmak, metabolizmayı yavaşlatmakta, bu da ramazan ayının özellikle ikinci yarısından itibaren zayıflamayı zorlaştırmaktadır. İşte bu nedenle ramazan ayı boyunca öğün sıklığını artırmak amaçlanmalıdır. Ayrıca gün boyunca vücut susuz kalacağı için bol bol su tüketilmeli, mümkün olduğu kadar ağır yemeklerden, kızartmalardan kaçınılmalıdır.

Yemek sonrası yenilecek tatlıların hamur işi olmamasına ve kızartılmadan yapılmasına özen gösterilmeli; sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Ramazan ayının simgesi haline gelen güllaç, en uygun tatlı olarak kabul görmekle birlikte, tüketim miktarına da önem verilmelidir.

Diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları gibi sağlık sorunları olan kişiler, doktora danışmadan oruç tutmamalı; oruç tutmak isteyenler de diyetisyen kontrolünde beslenme düzenlerini oluşturmalıdır.

Ramazan ayı için örnek menü
Sahur
• 1-2 dilim ekmek ya da pide
• 1-2 dilim peynir ya da 1 adet yumurta
• 5-6 adet zeytin
• Domates, salatalık
• Meyve ya da 1-2 çay kaşığı bal veya reçel
Veya
• 1 kâse çorba
• 1 kâse yoğurt
• 1 porsiyon etli sebze ya da et yemeği
• 1dilim ekmek
• Domates, salatalık

İftar
• 1-2 adet zeytin ya da hurma veya peynir
• 1 kâse çorba
• 1 porsiyon et yemeği ya da etli sebze yemeği
• Salata (az yağlı)
• 2-3 dilim ekmek ya da pilav veya makarna veya 1 dilim börek

Ara
• 2 adet meyve + 1 su bardağı süt ya da yoğurt
Veya
• 1 kâse meyve kompostosu + gece yatarken süt

Bu beslenme planı, oruç tutabilen ve beslenmeyi etkileyebilecek herhangi bir sağlık sorunu olmayan yetişkinler için uygundur. Haftada 2-3 kez ara öğün yerine sütlü tatlı (bazen güllaç) yenilebilir.

Amerikan Hastanesi
Beslenme ve Diyet Bölüm Şefi
Diyetisyen Ayşe Korkmaz

Marks & Spencer 2009 sonbahar-kış koleksiyonu

MODA

Modaya yön veren markalardan biri olan Marks & Spencer, hazırladığı 2009- 2010 Sonbahar- Kış Kadın Koleksiyonu ile bu sezon da dikkatleri üzerine çekiyor. Sezonda mutlaka sahip olmanız gereken parçaları da koleksiyonuna taşıyan Marks & Spencer’a uğramadan, alışverişe başlamayın!

Kadınların vazgeçemediği marka olan Marks & Spencer’ın, kadınlar için hazırladığı bu muhteşem bir koleksiyonda özellikle sezonun “olmazsa olmaz” ürünleri sunuluyor.

Sonbahar- Kış Koleksiyonu’nunda dikkat çeken temalar, 40′lar, 80′ler ve Barok dönem. Marks & Spencer kadınlarda güçlü bir silüet yaratmak adına bel ve omuzlara odaklanıyor. Mavi, kırmızı, pembe, yeşil, altın rengi, gri, çikolata ve karamel gibi renklere dikkat çeken koleksiyonda, detaylarla süslü kumaşlar, kadifeler ve jakarlı kumaşlar sezonun ana kumaşları… Hayvan figürlerinin de yer aldığı, ayrıca pul, payet, çıt çıt ve danteller ile süslenen Sonbahar- Kış koleksiyonu, hem gündüz hem de gece şıklığı için oluşturuldu.

Marks & Spencer 2009- 2010 sonbahar kış koleksiyonunda göze çarpan koleksiyonlardan biri de gösterişli kumaş ve kesimlerin kullanıldığı ‘Autograph’. Modaya uygun ve sofistike parçalar içeren koleksiyonda iş yaşamında kullanılabilecek kıyafetlerden, gece kıyafetlerine kadar birçok alternatif bulunuyor. Şık takımların, pardesülerin, bluzların bulunduğu koleksiyonda saten gömlekler ve dökümlü trikolar dikkat çekiyor.

80 ve 90′lardan ilham alınarak oluşturulan Limited Koleksiyonu, ceketlerdeki geniş omuzların, uzun dar kesimler ile birleşimi ile seksi bir görünüm kazanıyor. Ayrıca elbiseler yine bu sezon da vazgeçilmezler arasında. Asimetrik siyah elbiseler ve üste oturan kolsuz elbiseler Limited Koleksiyonu’nda öne çıkan parçalar arasında… Heyecan verici ve neşeli bir koleksiyon olan Limited Koleksiyonu’nda bu sezon kaçırmamanız gereken parçalar ise; bolero, tulum ve yelek.

40′lı yılların esintisini taşıyan Per Una Koleksiyonu ise çekici bir koleksiyon olarak karşımıza çıkıyor. İskoç tüvidi ve kaşmir karışımı kumaşların kullanılarak, geleneksel İngiliz tarzı ile harmanlanmış olması koleksiyonu cazip kılıyor. Deri ve suni kürk ise koleksiyona güç katıyor. Uzun eteklerin dikkat çektiği koleksiyonda, bu sezon ayrıca bir yenilik de var; elbise ve trikolara uyumlu aksesuar aramanıza gerek kalmıyor çünkü takım olarak beraber satılıyorlar. Genel olarak Per Una, sofistike görünüme sahip kadınların koleksiyonu olacak.

Marks & Spencer sonbahar kış koleksiyonunda barok esintiler de dikkat çekiyor. Büyük broşlar, bilezikler, yüzükler öne çıkan aksesuarlar. .. Bele oturan dar kalıplar, altın rengi tokalarla birleşen siyah kemerler koleksiyonun ana çizgilerini oluşturuyor. Gece davetleri ve partiler için ideal olan koleksiyonda, parlak yaka düğmeleri öne çıkıyor. Ayrıca bilezikler, büyük boy kolyeler, el çantaları sezonun olmazsa olmazları…

Çok şık örme kazaklar, sizi soğuk havalarda ısıtırken, farklı örgü türleriyle de dikkatleri çekiyor. Renkler bu sezon dahayumuşak; griler, kremler, gümüşler, morlar ve bejler örgülerdeki ana renkler…

Bu kışta şıklığınıza şıklık katmak istiyorsanız Marks & Spencer’ın Sonbahar - Kış Koleksiyonu tam size göre.

Bebeklerde ek gıdalara erken dönemde başlamak alerjiye neden oluyor

ANNE & BEBEK & ÇOCUK, SAĞLIK

Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü Dr. Özlem Ekiz Yörükalp Anne sütü ile beslenen ve iyi büyüyen bebeklerde ek besinlere başlamak için bebek 6. ayına gelene dek beklemek gerekmektedir diyor.

Mama ile beslenen veya anne sütü ile iyi büyüyemeyen bebeklere ise ek besinlere bebek en erken 4 aylıkken başlanabilir. Bu yaştan önce ek besinlere başlamak alerji ve sindirim problemleri gibi ileride ciddi rahatsızlıklar verebilecek hastalıklara sebep olabilmektedir.

Ek gıdalara ne kadar erken geçilirse, alerjik reaksiyon olasılığı da o kadar artmaktadır. Ailede besin alerjisi olması, bebekteki alerjik reaksiyon ihtimalini yükseltmektedir. Reaksiyon; ishal, gaz, şişkinlik gibi sindirim problemleri şeklinde görülebilmektedir. Deride kızarıklık ve döküntü, hırıltılı solunum, bulantı-kusma, karın ağrısı gibi belirtiler de olabilmektedir. Bu tarz reaksiyonlar en çok ilk yılda görülmekte ve çocuk 3 yaşına geldikten sonra giderek azalmaktadır.

Ek besinlere başlamak için bebekte bir takım olgunluk belirtileri aranmaktadır. Bebek ek besinleri, kaşık yardımı ile oturur pozisyonda almalıdır. Bu nedenle bebeğin baş kontrolünü iyi yapabilmesi ve destekli de olsa oturabiliyor olması gerekmektedir. Ayrıca, bebeğin ek besinleri alabilmesi için emerken yaptığı dil ile itme refleksinin kaybolması gerekmektedir. Eğer bebek yedikleriniz ile ilgileniyor ve çiğneme hareketleri yapıyorsa, artık ek besinlere başlama zamanı gelmiş demektir.

Eğer başlangıçta bebek ek besini reddediyorsa; bu durum dil ile itme refleksinin henüz kaybolmamış olmasından kaynaklanıyor anlamına gelebilir. Böyle bir durumda yeniden deneme yapmak gerekebilir. Bebek ek besini ısrarla reddederse, bu durum bebeğin hazır olmadığı anlamını taşıyabilir. Böyle bir durumda ise acele etmeyip, 1-2 hafta sonra tekrar denemeye geçmek gerekmektedir.

Ek besinler kaşık ile verilmeli ve sütten daha yoğun kıvamda olmalıdır. Besinleri biberon ile vermek, hem besinlerin nefes borusuna kaçma riskini arttırmakta; hem de gereğinden fazla miktarda beslenme ile obezite ve sağlıksız beslenme alışkanlığına davetiye çıkarmaktadır. Bebeğin oturarak, kaşıktan azar azar alarak, dinlenerek ve doyduğunda durmayı öğrenerek yemek yemeye alışması gerekmektedir. Bireyin tüm yaşamı boyunca etkili olabilecek sağlıklı beslenme alışkanlıklarının temeli bu dönemde atılmaktadır.

Bebek, kaşıkla beslenirken; bazen bebek kaşıkları bile büyük gelebilmektedir. Bu durumda bebeğe, çay kaşığının yarısı kadar lokmalar verilebilir… Bebeğin tepki göstermediği durumlarda, çok küçük yemek parçaları, elle verilebilir; bu durum, bebeğin yemeği kabul etmesini kolaylaştırabilir… Ek besinlere başlanırken; önce günde 1 öğün ek besin, diğer öğünlerde ise yine anne sütü veya mama verilmelidir. Bu dönemde başlanan besinler süt veya mamanın tamamlayıcısıdır. Miktarlar artana dek, esas besinin süt veya mama olduğu unutulmamalıdır. Bebek, 2-3 günde bir, yeni bir besin ile tanıştırılmalıdır.

Her öğünde yeni bir yiyecek sunmak, bebeği bunaltabildiği gibi alerjik reaksiyon durumunda bebeğin neye karşı reaksiyon geliştirdiğinin anlaşılmasını da güçleştirebilir. Eğer bebek, katı gıdayı reddediyorsa, beslenme önce bebeğe biraz süt, sonra arada az miktarda küçük lokmalar şeklinde katı gıda sonra yine süt verilerek, tamamlanabilir. Bu şekilde besleme, bebeğin ek besinlere alışmasını kolaylaştıracaktır.

Ek besinlere önce muhallebi kıvamında başlanmakta; bebek 7-8 aylık olduğunda daha pütürlü gıdalar verilmektedir. Bu dönemde en sık yapılan hata, tüm yiyecekleri ‘blender’dan geçirip; pütürsüz olarak bebeğe vermektir. Bu kıvama alışan bebeğin pütürlü gıdaları kabul etmesi bazen 3-4 yaşı bulabilmektedir. Oysa en geç 7-8 aylıkken besinlerin pütürlü olarak verilmesi, blender yerine çatal ile ezilmesi gerekmektedir. Ayrıca bebek, 8-9 ay civarında iken; bebeğin elle tutup yiyebileceği gıdaları eline alması ve kemirmesi, bebeğin pütürlü gıdaları almasını kolaylaştırmaktadır.

Meyveleri ‘blender’dan geçirmek veya suyunu vermek yerine; rendede püre kıvamında hazırlamak, hem bebeğin pütürlü gıdalara alışması, hem de posalı yiyecekler ile bağırsaklarının çalıştırılması açısından faydalıdır. Bebeğin katı gıdalara alışmasını kolaylaştırmak için bebeğin eline de kaşık verilebilir. Bebek, başlangıçta ağzını tutturamayabilir ve yemeğin yarıdan fazlası yerlere dökülebilir, fakat bu durum bebeğin eğlenerek, katı gıdalara geçmesini sağlayacak ve alışma sürecini kolaylaştıracaktır.

Amerikan Hastanesi
Pediatri Bölümü
Dr. Özlem Ekiz Yörükalp