Glorıa Jean’s Coffees’ten Müthiş Lezzet: Cocoa Loco

YEMEK-MEKAN

Kahve severleri birbirinden lezzetli tatlarla buluşturan Gloria Jean’s Coffees, bahar mevsimi için önerdiği içeceği “Cocoa Loco” ile müdavimlerine lezzetli bir serinlik sunuyor.

Gloria Jean’s Coffees’in özel olarak hazırladığı doyumsuz lezzet Mocha Chiller’a eşlik eden çikolata ve kakao karışımı, süt, tatlı krema ve çikolata parçalarından oluşan “Cocoa Loco” her yudumda damaklarda tarifsiz tatlar bırakıyor. Baharın tüm güzelliklerini sergilediği bu günlerde, açık havanın tadını, keyfini serin bir içecekle taçlandırmak isteyenler “Cocoa Loco”ya bayılacak. Gloria Jean’s Coffees müdavimleri, espresso bazlı bu müthiş içecek ile hem kahvenin hem de çikolatanın tadına varacaklar.

Güneşin tüm parlaklığıyla sıcak duygular yaşattığı bugünlerde Cocoa Loco, Gloria Jean’s Coffees müdavimlerinin içini ferahlatacak.

Moda diyetler “Mucize” yaratmıyor

SAĞLIK

Belki her bahar geldiğinde diyete başlıyorsunuz. ”Yaza çok az kaldı” diyerek kış boyu aldığınız kilolardan acilen kurtulmak istiyorsunuz. Bu sebeple arkadaşınızdan duyduğunuz veya bir magazin dergisinde gördüğünüz “bir haftada 3 kilo verin” diyetine başlıyor ama ilk hafta çok kilo verdikten sonra ikinci hafta bir türlü kilo veremiyorsunuz. Peki bu bir hafta uyguladığınız “mucize diyet” acaba vücudunuza zarar vermiyor mu?

Kilo verirken hedefleriniz “gerçekçi” olsun
Sağlıklı kiloda olmanın faydaları kesinlikle tartışılmaz. Ancak sağlıklı kiloya ulaşmak için uygulanan yöntemler de mevcut sağlığın korunmasında çok önemli. Aksi halde uygulanan yöntemler de fazla kilo kadar başka tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bir çok moda diyet kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlama vaadiyle ortaya atılıyor. Ancak bu diyetlerin ortak noktaları bilimsel bir dayanaklarının olmayışı ve kilo kaybı sağlarken bu zayıflamanın büyük bir kısmının vücüdun kas dokusundan ve su kütlesinden olması. Oysa ki bu kas kütlesinin korunmasının sağlık açısından büyük önemi var. Ayrıca kilo kontrolünde de rolü var. Vücutta kas kütlesinin iyi olması metabolik hızın daha iyi olmasını sağlar. Bir başka deyişle kas kütlesi iyi olan kişilerin (kilo vermeye engel herhangi bir sağlık problemleri yoksa) kilo vermeleri daha iyi olur. Bu sebeple sağlıklı zayıflama diyetlerinde verilen kilonun çoğunun yağ kütlesinden olması istenir. Ancak çok düşük kalorili, tek tip beslenmeye dayalı şok diyetlerle veya mucize diyetlerle yağ kaybından çok kas kaybı olduğu bilinmektedir. Bu durumda sağlıklı kilo verme ve moda diyetleri aynı cümle içinde kullanmak pek mümkün değildir.Sağlıklı zayıflama yavaş ve kişisel özelliklerimize uygun olmalıdır. Sağlık koşullarımıza ve yaşam şeklimize paralel olarak planlanmalıdır.

Bazı moda diyetler hakkındaki gerçekler
Lahana çorbası diyeti:
Bol miktarda lahananın çorba haline getirilip gün boyu tüketilmesi esasına dayanır veya lahana suyu kullanılır. Aslında çok posalı bir sebze olan lahana bol miktarda tüketildiğinde kısa süreliğine tokluk hissini arttırır. Ayrıca barsak çalışmasını da arttırabildiği için kilo vermiş hissi yaratır. Oysa ki bu sadece su kaybına ve tek tip beslenmeye yol açan moda diyetlerden biridir.

Beverly Hills diyeti: Aslında 80’li yıllardan beri zaman zaman popüler olan sağlıksız tek tip diyetlerden biridir. On gün boyunca sınırsızca sadece meyve yeme esasına dayanır.Bazı kan değerlerinin bozulmasına, özellikle kan yağlarının yükselmesine sebep olabilir. Diyabetik kişilerde kan şekerinin yükselmesine yol açabilir.

Yüksek protein diyeti: Et ürünlerinin sınırsızca tüketilip ekmek, meyve, tahıllar gibi karbonhidrat kaynaklarının yenmemesi esasına dayanır. Karbonhidratların kesilmesi kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayabilir ancak kısa sürede verilen kiloların yağ kaybı olmayacağı unutulmamalıdır. Ayrıca et ürünlerinin aşırı tüketilmesi sonucu kan kolesterol düzeyleri yükselir. Tahılların kesilmesine bağlı olarak da bazı vitaminlerde eksiklik olabilir.

Meyve suyuyla detoks diyeti: Tüm yiyeceklerin kesilerek birkaç gün süreyle taze meyve suları tüketerek barsakların zararlı mikroorganizmalardan arınacağı düşünülür. Detoks sağlıklı bir vücudun kendi kendine yapabildiği bir mekanizmadır. Sağlıklı beslenmenin tüm ilkeleri zaten bunun için yardımcıdır. Oysa aç kalmak vücutta bazı zararlı atıkların oluşmasını da tetikleyebilir. Ayrıca meyve sularının fazla tüketilmesi trigliseritlerin yükselmesine sebep olabilir.

Amerikan Hastanesi
Beslenme ve Diyet Bölümü
Uzman Diyetisyen Tuğçe Aytulu

Süper Kampanya, Morphy Richards’ta

TEKNOLOJİ

İngiltere’nin 75 yıllık küçük ev aletleri markası Morphy Richards’tan büyük fırsat… Türkiye’ye yeni gelen PerformAir torbasız elektrik süpürgesine 399 TL yerine 329 TL’ye sahip olabilirsiniz. Bu özel fırsatı kaçırmayın…

PerformAir torbasız elektrik süpürgesi özel kampanya fiyatının yanı sıra size ekstra avantajlarda sunuyor. Torba ve filtre masrafı olmayan PerformAir, sizi çalıştırma maliyetinden de kurtarıyor. 1800 watt motor gücüne sahip, yıkanabilir hepa 10 filtreli, çelik teleskopik tüplü, 280 watt emiş gücü olan Perform Air, özel sessiz motoruyla size rahatsızlık vermeden evinizi temizleyecek. Tek tuş ile hijyenik olarak toz boşaltabilen Perform Air torbasız elektrik süpürgesi patentli hijyenik filtre temizleme özelliğine sahip.

Manevra yeteneği yüksek, her türlü zemini temizleyebilen PerformAir torbasız elektrik süpürgesini Carrefour, Evkur, Teknosa, Best Buy, Esse mağazalarından ve hepsiburada.com’dan satın alabilirsiniz.

Mudo 23 Nisan Çocuk Bayramını müthiş bir kampanya ile kutluyor

MODA

Çocuklarımıza Armağan Edilmiş 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramına Özel Mudo Kıds Koleksiyonunda %23 İndirim Fırsatı Sunuluyor.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına özel 16-04-2010-25-04-2010 tarihleri arasında Mudo mağazalarında bulabileceğiniz Mudo Kids çocuk koleksiyonunun seçilmiş ürünlerinde %23 indirim kampanyası uygulanmaktadır.

Erkek ve kız çocukları için hazırlanmış koleksiyon adeta gök kuşağını çağrıştırıyor. Kızlar için pembenin tüm tonlarını bulacağınız koleksiyonda birbirinden şık t-shirt ve elbiseler bulunuyor. Erkek çocukları için hazırlanan koleksiyon ise baskılı t-shirt ve bermuda pantolonlarla erkek çocuklarının da ne kadar şık olabileceğini gösteriyor.

Mudo Kids uygun fiyat aralıklaı ve şık tasarımlarıyla Mudo mağazalarında trend takipçisi çocukları bekliyor.

Jinekolojik kansere yakalanan kadınlar da çocuk sahibi olabilir

SAĞLIK

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ateş Karateke “Tümörün boyutu ve bulunduğu bölge müsaitse, belli şartları da taşıyan rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserlerinde organ koruyucu tedavi girişimleri uygulamak mümkündür” diyor.

Artık 30’ lu yaşlarında jinekolojik kanser olan, üreme yeteneğini korumak isteyen ve belli şartları taşıyan kadınların, bebek sahibi olma yetileri de korunabilecek.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ateş Karateke, “jinekolojik kanserler” denilen rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanseri hastalıklarında, günümüzde artık organ koruyucu tedavi uygulamalarının esas alınabileceğini belirterek, gerekçesini şöyle açıklıyor:

“Bugün artık kadınlarda akademik kariyer, iş, okul gibi nedenlerle evlenme yaşı ötelendi. Özellikle eğitimli kadınlar 35 yaşından sonra evleniyorlar ve bu yaştan itibaren çocuk sahibi olmak istiyorlar. Jinekolojik kanserlerin bir bölümü bu yaş grubunda görülmektedir. Özellikle rahim ağzı kanseri, ilk pikini 35-39 yaşları arasında yapmaktadır. Bu yaş aralığında yeni evlenmiş ve çocuk sahibi olmak isteyen bir kadının rahim ağzı kanseriyle karşılaşma olasılığı mevcuttur. Bu kadının hem hayatta kalma, yani bu hastalıktan kurtulma hem de çocuk sahibi olma isteğinde bulunması çok doğaldır.

Rahim ağzı kanseri tedavisinde artık bu isteğe cevap verilebiliyoruz. Rahim ağzı kanseri olmamış ama rahim ağzı kanseri öncü lezyonları olan kadınları, hem rahim ağızlarını hem de rahimlerini koruyarak, bir organ kaybı olmadan yıllardır zaten çok rahatlıkla tedavi edebiliyorduk. Şimdi ise rahim ağzı kanseri olma aşamalarını geçtikten sonra rahim ağzı kanseri olmuş kadınların önemli bir kısmında, eğer çocuk isteniyorsa, rahmi almadan tedaviyi gerçekleştirebiliyoruz.”

Rahim ağzı kanseri
Rahim ağzı kanserinde kadının üreme yetisini korumaya yönelik tedavi uygulamanın belli şartlara bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Karateke, bu şartları şöyle sıralıyor:“Öncelikli şart, tümörün küçük olmasıdır. Kadının çocuk doğurma yeteneğinin olması, yani yumurtalıklarında bebek sahibi olabilecek yumurta rezervinin bulunması gerekir. Böyle bir kadında, eğer tümör küçükse ve lenf nodlarına yayılım olmamışsa, rahim ağzı bölgesini bağlarıyla birlikte pelvis yan duvarından, çatı kemiklerinin üzerinden çıkarmak, rahmin çocuğu taşıyan kısmını (korpus) vajen ile tekrar birleştirmek ve lenf nodlarını da alarak böyle bir tedaviyi gerçekleştirmek mümkün.”

Ameliyatla çıkarılan rahim ağzı bölgesini patolojiye gönderdiklerini ve bu sayede tümörün tamamının alınıp alınmadığını anladıklarını söyleyen Prof. Dr. Karateke, “Bunu ameliyat öncesi yaptığımız görüntüleme yöntemleriyle de değerlendirebiliyoruz. Zaten rahim ağzı bölgesinde lokalize olmuş, küçük, görüntüleme yöntemlerinde lenflere atmadığını bildiğimiz bir kanseri bu şekilde tedavi etmemiz mümkün. Bu hastalarda pelvis ve tüm karın MR’larını istiyoruz. PET-CT yöntemi ile lenf nodlarına, akciğer CT yöntemi ile de akciğere yayılma olup olmadığını bildikten sonra bu tedaviye karar veriyoruz” diyor.
Rahim ağzı kanserinin yumurtalıklarla hiçbir ilgisi olmadığını belirten Prof. Dr. Ateş Karateke, rahim ağzı kanserinin yumurtalıklara yayılımının hemen hemen hiç olmadığını, bu nedenle de yumurtalıklara herhangi bir cerrahi tedavi uygulamadıklarını dile getiriyor.

Yumurtalık kanserleri
Yumurtalıktan birden fazla kanser çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Ateş Karateke, bu kanser türlerini şöyle anlatıyor:
“Yumurtalığın dış ceperindeki epitelden çıkan kanserlere epitelyal over kanserleri denir. Yumurtalıkta, neslimizi devam ettiren yumurta hücreleri (germ hücreleri) vardır. Yumurta hücrelerinden çıkan kanserlere germ hücreli kanserler denir. Germ hücrelerinin etrafındaki dokuları da stroma olarak ifade ediyoruz. Bu dokular hormon yapar. Bu hormon yapan dokudan çıkan tümörlere de stromal tümörler denir.”

Günümüze kadar, bebek isteyen germ ve stromal hücreli over kanserlerinde üreme yetisini kaybetmek istemeyen olgularda organ koruyucu tedavinin standart olarak yapılmakta olduğunu ifade ediyor Prof. Dr. Karateke. Yumurtanın dış çeperindeki epitelinden çıkan epitelial over kanserlerinde, son beş yıla kadar organ koruyucu tedavi yapılamamasını, bu kanser türünün fazlasıyla öldürücü olduğu gerekçesiyle, hekimin birinci amacının hastanın hayatta kalmasını sağlamak olmasına bağlıyor. Yeni çalışmalar neticesinde epitelden çıkan tümörlerde de organ korumanın mümkün olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karateke, yöntemin uygulanması için gerekli olan şartları şöyle açıklıyor:“Tümör, yumurtalıkta tamamen o kistin iç yüzünde kalmış, diğer yumurtalığa herhangi bir şekilde yayılmamış, karın iç zarına, karın dokularına, karın yıkantı suyuna, lenf dokularına yayılmamış ve özellikle iyi huylu seröz ya da müsinöz tip tümörse, yalnızca kanserin çıktığı yumurtalığı alarak, sağlam yumurtalığı ve rahmi bırakarak organ koruyucu tedavi yapmak mümkün.”

Prof. Dr. Karateke, ameliyat ile rahmini kaybetmeyen ve tek yumurtalığa sahip olan kadının üreme yeteneğini devam ettirebileceğini ifade ediyor. Yumurtalıkta, adına kanser denilmeyen ama kanser ile normal doku arasında geçiş özelliğine sahip “borderline over tümörlerinin de olabildiğini, bu durumda da yine organ koruyucu tedavi yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Karateke “Her iki overde (yumurtalık) borderline tümör olsa bile, yumurtalıkları ve rahmi almadan tümörü yok edebiliriz” diyor.

Rahim içi kanserleri
Rahim içi (endometrium) kanserlerinin genç kadınlarda pek görülmeyen bir kanser türü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ateş Karateke, bir noktaya dikkat çekiyor:
“Polikistik over sendromu (yumurtlama olmaması) olan kadınlarda, 30′lu yaşlarda endometrium kanseri görülebilir. Çünkü uzun süre yalnızca östrojen etkisine maruz kalan rahim içi zarı, zaman içinde kanserleşebilir.”

“35 yaşlarında kısırlık ya da tüp bebek tedavisi görme aşamasındayken doktorunuzun şüphelenip de aldığı bir biyopsi sonucunda, endometrium kanseri gibi bir hastalıkla karşılaşabilirsiniz” diyen Prof. Dr. Karateke, organ koruyucu tedaviyi gerçekleştirmek için aranan şartları şöyle ifade ediyor: “Kanserin çok yüzeysel olduğu, hormon bağımlı bir kanser olduğu, tümörün rahim duvarına yayılmadığı görüntüleme yöntemleriyle tespit edilmelidir. Hastaya yüksek doz progestinler verilerek, hastalığın bu ilaca cevap verip vermediği araştırılır. Eğer cevap veriyorsa ve tümör gerilemişse, histeroskopi (mercek sistemi) ile rahim içi değerlendirildikten sonra, hasta kısa sürede gebe kalması için tüp bebek merkezine yönlendirilir. Çünkü kadının spontan gebeliğini beklemek için uzun zamanımız yoktur. Hastalığın nüksetme olasılığı vardır.”

Yeni Sony saatli radyo ile

TEKNOLOJİ

Çok özellikli yeni Sony ICF C717PJ saatli radyo, değişken açılı projektörü ile zamanı, duvara ya da tavana yansıtıyor, 5 adet doğal ses ile doğanın rahatlatıcı havasını yatak odanıza taşıyor ve ısı ölçeri ile odanın sıcaklığını göstererek, deliksiz bir gece uykusu çekmenizi sağlıyor. Ayrıca, dijital bir müzik çalara da bağlanabiliyor.

Sony’nin yeni saatli radyosu, bir saatli radyodan çok daha fazlasını sunuyor. Nisan 2010 itibariyle satışa sunulan yeni Sony ICF C717PJ, kullanıcılarını, zor uyanılan sabahlara en zinde ve keyifli şekilde hazırlamak üzere tasarlanmış bir yardımcı gibi.

Bu başucu radyosu, son derece kompakt tasarımı ve aynı zamanda zarif alüminyum dış yüzey kaplaması ile yatak odanıza hoş bir görünüm katıyor. Ayrıca, Sony’nin de projektörlü ilk radyosu olma özelliği taşıyor. Kullanıcı, sadece objektif modülünü istediği açıda çevirip, süper büyüklükteki zaman dilimini, dilerse duvara dilerse tavana yansıtabiliyor ve rahatlıkla saati görebiliyor.

Çift alarm fonksiyonu ile oldukça geniş bir uyanma seçeneği sunuyor. Güne en güzel şekilde merhaba demek için kullanıcı, FM/AM dijital ayarlayıcı ile en favori radyo şovunu ayarlayabiliyor ya da iPod veya kişisel müzik çalarını, saatli radyosuna bağlayıp, en sevdiği zil sesleri ya da şarkılar ile güne başlangıç yapabiliyor.

Rahatlamak için yeni bir yol mu arıyordunuz?
Sony ICF C717PJ saatli radyo, tam da bu rahatlamayı sağlayabilmek için doğal dünyanın 5 farklı sesini, seçenek olarak sunuyor. Kullanıcılar, bu sayede uyanırken ya da uykuya dalmadan önce denizaltı dünyasının, dalgaların, dağdan akan derenin, yağmurun ya da kuş cıvıltılarının sesini seçerek, ya canlanıyor ya da dinginleşiyor.

Oldukça büyük, parlak ve okunması kolay LCD ekran, son derece karizmatik, mavi arka aydınlatması ile çok şık bir görünüme sahip. Ekranın, gece ya da gündüz, günün her saati rahat bir görünüm için 4 farklı parlaklık kontrolü seçeneği bulunuyor.

Aynı zamanda, odanın sıcaklığını gösteren bir ısı ölçere sahip olan Sony ICF C717PJ saatli radyo, yatmadan önce, en ideal ısıda, rahatlıkla uyuyabilmeniz için tüm hazırlıkları yapmanıza olanak tanıyor.

Pil mi bitti? Merak etmeyin problem yok!
Pili bittiğinde ya da oldukça az kaldığında bile Sony ICF C717PJ saatli radyo, yedek pili sayesinde kullanıcının doğru ve istediği zamanda uyanmasını sağlıyor.

Özellikler

ICF-C717PJ
Saat fonksiyonları:
Zaman göstergeli projektör; Alarm (zil, radyo, doğa sesleri, müzikçalar bağlantısı; tek/çift alarm; uyku zamanlayıcı
Radyo: Önceden belirlenmiş 20 FM / 10 AM kanalı ile dijital ayarlama
Diğer özellikler: 5 farklı doğa sesi (denizaltı dünyası, dalgalar, dağdan akan dere, yağmur, kuş cıvıltıları); ısı ölçer
Ekran: Alarm göstergeli; tarih göstergeli, 4 çeşit parlaklık kontrollü arka aydınlatma
Ağırlık&Boyutlar: 0.62kg; 215 x 60.5 x 58 mm

%100 deyince Aroma

YEMEK-MEKAN

%100 ürünlerin öncüsü olan Aroma, bu kategorideki yeniliklerini sürdürüyor. Eklenen yeni tatlarla her geçen gün genişleyen Aroma %100 ürün grubuna en son katılan çeşit, çilek-elma oldu.

41 yıldır meyve suyu sektöründe yer alan ve pek çok önemli başarıya imza atan Aroma, %100 ürünlerdeki liderliğini sürdürüyor. 2005 yılında piyasaya sunduğu elma ile tatlandırılmış %100 kayısı, şeftali ve vişne ürünleri ile bir ilke imza atan firma, bu kategorideki yenilikçi çalışmaları ile dikkat çekmeye devam ediyor. O güne kadar yoğunlukları nedeniyle sadece nektar olarak piyasaya sunulabilen kayısı, şeftali ve vişneyi elma suyuyla tatlandırarak, ilk kez %100 ürün olarak üreten Aroma, bu konuda önemli bir başarının sahibi olmuştu. Tüketicilerin beğenisini kazanan bu ürünlerin ardından Aroma, %100 ürün grubuna pek çok yeni çeşit ekledi. Şu anki ürün alternatifleri arasında elma ile tatlandırılmış kayısı, şeftali, vişne, portakal, nar ve çilek ile elma, üzüm, domates çeşitleri yer alıyor.

Tüketiciler tarafından en çok tercih edilen ürünler arasında bulunan elma suyuyla tatlandırılmış Aroma %100 ürün çeşitlerinin en önemli özelliklerini, kullanılan elma suyunun sadece akışkanlığı sağlama, tatlandırma ve asitlendirme amaçlı kullanılması, tat olarak ön plana çıkmaması oluşturuyor. Ayrıca elma tatlandırılmış bu ürün çeşitleri tüketildiğinde elmanın bileşimindeki vitamin ve mineraller de alınarak ekstra yarar sağlanıyor.

Karton ve cam ambalaj alternatifleri ile raflarda yer alan Aroma %100 ürünleri, Aroma’nın entegre tesislerinde dalından sofraya mantığıyla üretilerek, sağlık ve lezzeti arayan tüketicilere sunuluyor.

Damak zevkinizi zirveye çıkarmak için, size doğallığı eşsiz tatlarla sunan Aroma %100 meyve sularını mutlaka deneyin.