Bebekleriniz için doğal ürünler kullanın

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

99’un saç ve vücut şampuanı, bebek yağı, bebek losyonu, erken ve yeni doğan köpük şampuanı, banyo yağı, pişik önleyici krem ürünleri bebeğiniz için doğal bir bakım sunuyor.

Fazlasıyla ince olan bebek cildinde, tenin doğal koruyucu bariyeri yeterince gelişmediği için, derinin emilimi daha fazla, enfeksiyon riski yüksektir. Cilt tahriş edici unsurlara karşı oldukça hassas olduğundan, bebek bakımında tercih edilen ürünlerde seçici olmak gerekir.

Doğaya yakın doğallık sunan 99 Doğal Bebek Bakım Serisi, temizleyici ajanlar, tahriş edici aktifler ve kimyasal maddeler içermez. İçerdiği vitaminlerin, esansiyel yağların ve bitki özlerinin mükemmel karışımı ile bebek cildine doğal bir bakım sağlar; ailenin tüm bireyleri tarafından kullanılabilir.

99’un saç ve vücut şampuanı, bebek yağı, bebek losyonu, erken ve yeni doğan köpük şampuanı, banyo yağı, pişik önleyici krem ürünleri bebeğiniz için doğal bir bakım sunuyor.

99 ürünleri hakkında detaylı bilgi için www.99.com.tr web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Sarsılmış bebek sendromu ölüme neden olabilir

ANNE & BEBEK & ÇOCUK, SAĞLIK

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Reha Cengizlier “Bebeklerin kollarından veya gövdelerinden tutulup sarsılmasına bağlı olarak ortaya çıkan bir sendrom olan “Sarsılmış Bebek Sendromu” ölümle dahi sonuçlanabilen beyinsel tahribata yol açabiliyor” diyerek aileleri konuyla ilgili uyarıyor.

Sarsılmış bebek sendromu nedir?
Sarsılmış Bebek Sendromu, ebeveynlerin bebeklerini bilinçdışı sarsmaları sonucunda gelişir. Bebeklerin ölümüne dahi yol açan bu durum çocuklarda tamiri zor nörolojik (zihinsel) hasarlara neden olur.

Sarsılmış Bebek Sendromu’nun yarattığı hasarlar nelerdir?
• Beyin sarsıntısı
• Omurilik hasarı ve felci
• Körlük ya da göz bozukluğu
• Çeşitli felçler
• Normal gelişimde gecikme, motor gelişimde problem.
• Kırık kemikler
• Çıkmalar
• Zeka geriliği

Sarsılmış bebek sendromu neden olur?
Bebeğin özellikle ilk 3 ayında kolik sancı dediğimiz ağlama nöbetleri kimi ebeveynleri sinirli yapar. Yorucu olan bu dönemde öfkesine yenilen ebeveynlerin birçoğu bebeklerini kollarından ya da göğüslerinden tutarak sallarlar. Henüz boyun kasları güçlenmemiş bebeklerin başlarını kontrol etmekte zorlandığı bu dönemde sarsılmaları sonucunda beyin, kafatasının içerisinde öne arkaya hareket eder. Bu sarsılmalar daha yumuşak ve sıvımsı bir yapıda olan bebek beyninin kan damarlarının ve beyin hücrelerinin kopmasına neden olur. Bu durumda oluşan beyin kanamaları bebeğin ölümüne yol açabilir. 2 yaş ve altı çocuklarda bu tip ölümlerin daha sık görülmesinin nedeni kafatasının vücuda oranla daha büyük olmasıdır.

“Sarsılmış Bebek Sendromu”na yol açabilecek diğer durumları sıralamak gerekirse;

• Bebeği ya da küçük çocuğu sevmek maksadıyla sertçe ve üst üste havaya atıp tutmak,
• Çocuğu sırtta ya da omuzda taşırken jogging yapmak,
• Çocuk bir büyüğün dizinde ya da ayağında otururken zıplatmak ya da çocuk ile ata binmek,
• Ayak bileklerinden tutup çocuğu havada döndürmek,
• Çocuğu kollarından tutarak kendi etrafında döndürmek.
• Ağlama nöbeti sırasında çocuğu şiddetli şekilde ayakta sallamak.

Sarsılmış bebek sendromu nasıl anlaşılır?
Beyin ve gözaltı kanamaları en önemli bulgulardır. Hafif olan durumlar bulgu da vermeyeceği için doktorun doğru teşhisi koyabilmesi için durumun doğru olarak aktarılması çok önemlidir.

Sarsılmış bebek sendromu olan bebekler, kafa içi basınç artışına bağlı olarak apne, kasılmalar ya da koma haliyle sağlık kuruluşuna kaldırılır. Kafa içi basınç artışı, beyin ödemine ve tedavideki gecikmeye bağlıdır. Sarsma sonucu meydana geldiği için büyük ihtimalle kafa kırığı ya da travmaya ait diğer bulgular da bulunmayacağından travma öyküsünün doğru aktarılması hayati önem taşır.

Son veriler “Sarsılmış Bebek Sendromu”na maruz kalan bebeklerin yaklaşık 3′te birinin öldüğü, 3′te birinin ağır nörolojik engelli olarak hayatına devam ettiği, 3′te birinin ise çok hafif bir şekilde, herhangi bir hasar olmadan atlatabildiğini gösteriyor.

Alınacak önlemler nelerdir?
Çok genç anne baba olmuş, eğitimsiz, yoksul, iş yükü fazla, evde çok sayıda çocuğu olan ebeveynlerde öfke faktörü oldukça fazladır. Öfke faktörünü arttıran her nedenin “Sarsılmış Bebek Sendromu” riskini biraz daha artmasına neden olabileceğini kabul etmek gerekir. Bu nedenle ebeveynlerin mümkün olduğunca kendilerini hazır hissetmeden çocuk sahibi olmamaları, bakabilecekleri kadar çocuk yapmaları, özellikle bebeğin ilk dönemlerinde aileden veya çevreden sosyal destek alabilmeleri istenmeyen durumların oluşması riskini yok etmez ama azaltır. Alınabilecek diğer önlemleri ise şöyle sıralayabilir:

• En önemlisi 2 yaşın altındaki çocukları hiçbir nedenle sarsmayın.
• Çocuğunuzu taşırken, tutarken her zaman başına destek olun. Başkaları tutarken onları uyarın.
• Çocuğunuzla ilgilenecek ya da ilişkide olacak herkesi sarsıntının zararlarından haberdar edin. Buna bebek bakıcıları, akrabalar ve oynarken ona zarar verebilecek olan kardeşler de dahildir.
• Eğer bebeğiniz durmadan ağlıyorsa ne yapmanız gerektiğini öğrenin. Pek çok bebek yaşamının ilk yıllarında bol bol ağlar. Bunun normal olduğunu bilerek alışmaya çalışın.
• Eğer bebeği bilerek ya da istemeden sarstınızsa, korkmadan ve utanmadan onu bir sağlık kuruluşuna götürün. Beyindeki bir kanama eğer doktorlara bebeği sarstığınızı söylerseniz tedavi edilebilir. Bu bebeğinizi daha sonra çıkabilecek birçok sorundan korur, hatta hayatını kurtarır.

Çocuklarda uyku problemleri

ANNE & BEBEK & ÇOCUK, SAĞLIK

Çocuklar ihtiyaç duydukları uyku süresi ve uykuya dalma süresi açısından farklılık gösterebilir. Ne kadar çabuk uyanıp ne kadar çabuk uykuya dalacağı her çocuk için farklılık gösterebilir. Ebeveynlerin en önemli görevi çocuklarına erken yaşta iyi bir uyku alışkanlığı kazandırmak olmalıdır. Uyku problemlerinin çözülebilir olduğu unutulmamalıdır.

Süt çocukluğu dönemi
Yenidoğan çocuklar düzensiz bir uyku düzenine sahiptir ve bunun olgunlaşması yaklaşık altı ay sürer. Yenidoğan bebekler günde ortalama 16-17 saat uyumalarına rağmen bir kerede ancak 1-2 saat kadar uyurlar. Çocuklar büyüdükçe günlük uyku süresi gittikçe kısalır. Farklı çocukların farklı ihtiyaçları vardır. Altı aylık bir çocuğun bile geceleri kısa bir süre için uyanması normaldir ancak uyanıklık döneminin sadece birkaç dakika sürmesi gerekir.

Bebeğinizin ve dolayısıyla sizin geceleri daha iyi uyumanız için öneriler:

• Bebeğinizi mümkün olduğu kadar sakin ve sessiz tutmaya çalışın. Geceyarısı çocuğunuzu beslemek veya altını değiştirmek gerektiğinde onu çok fazla uyarmayın çok fazla uyandırmayın.
• Çocuğunuzun gündüz çok uzun süre uyumasına izin vermeyin, gün içinde çok uyuyacak olursa gece uyanık olma ihtimali daha fazla olacaktır.
• Bebeğinizin uykusunun geldiğine dair ilk belirtide yatağına yatırın . Bebeğinizin kendi başına uykuya dalmayı öğrenmesi gereklidir. Bebeğiniz uyuyana kadar onu kucaklamak veya sallamak geceyarısı uyandığında da aynı şeyleri yapmanızı gerektirir. Bu da çocuğunuzun uyumayı kendi başına yapabilmesini engeller.
• Bebeğinizi emzikle yatağa koymaktan kaçının. Emzikle uyumaya alışan bebekler de kendi başlarına emziksiz uyumayı öğrenemezler. Emzikler bebeğin emme ihtiyacını gidermek içindir. Uyku için değil. Bebeğiniz emzikle uykuya dalıyorsa yatağa koymadan önce emziği yavaşça çıkarın.
• Dört ila altı aylık bebeğiniz uyandığında müdahalenizi geciktirin. Bebeğinizi kontrol etmeye gitmek için birkaç dakika bekleyin çünkü bebeğiniz belki de birkaç dakika içinde uykuya yeniden dalabilir. Ağlamaya devam ederse gidip kontrol edin ancak ışığı yakmayın, oynamayın, kucaklamayın veya sallamayın. Eğer ağlama devam ederse biraz daha bekleyip tekrar kontrol edin. Kendisini neyin rahatsız edebileceğini kontrol edin. (Aç olabilir, altını ıslatmış olabilir, ateşli olabilir vb.)
• Çocukların uyku pozisyonu ve SIDS (ani beşik ölümü sendromu). Amerikan Pediatri Akademisi sağlıklı çocukların sırtüstü pozisyonda yatırılmasını tavsiye etmektedir. Çünkü son zamanda yapılan çalışmalara göre sağlıklı bir çocuğun uykuda sırtüstü yatmasından doğacak herhangi bir zarar yoktur.
• Çocuğunuzun uyumasına yardımcı olan ilaçlardan kaçının. Zamanla ilaçlar etkisiz hale gelirler ve bebeğinizin gündüz tam uyanık olmasını engelleyebilirler. Etkileri gece ortasında bitebilir ve gece uyanmalarına neden olurlar. Bazı ilaçlar gece korkularına veya diğer uyku bozukluklarına yol açabilir.

Eğer bebek hasta ise bu öneriler ertelenir. İyileştikten sonra uyku düzeninin tekrar oluşturulmasına çalışılır.

Oyun çocukluğu ve okul öncesi dönem
Birçok aile oyun çocuklarının yatağa gitme zamanının günün en zor kısmı olduğunu düşünürler. Bu yaştaki bir çocuk özellikle de kendisinden daha büyük bir kardeşi hala uyanıksa yatağa gitmeye direnç gösterebilir. Oyun ve okul öncesi çocuklarının her gece 10-12 saat uykuya ihtiyaçları vardır.

Öneriler
Çocuğunuz uykuya dalmadan önce sessiz bir dönem geçirmesini sağlayın. Uykudan önce sakin bir rutin geliştirin: masal okuma, şarkı- ninni söyleme, banyo gibi. Bu düzenli rutin bebeğinize uyku zamanının geldiğini hatırlatacaktır. Çalışan anne ve babalar geç saatlerde çocukları ile oynamak isterler. Uykudan önce oynanan aktif oyunlar bebekleri uyarır uykuya dalmalarını güçleştirir.

Değişmeyen bir uyku planı yapın. Sabit bir uyanma saatinin olmasını sağlayın. Uyuma ve uyanma zamanı haftanın yedi günü sabit-aynı olmalıdır. Düzenli uyku ritmini sağlamak açısından uyanma saati uyuma saatinden daha önemlidir. Aynı zamanda çocuğunuzu uyandırmak da onu uyumaya zorlamaktan daha kolaydır.

Çocuğunuzun en sevdiği oyuncağı veya battaniyesini yanına almasına izin verin (güvenli olduğuna emin olmalısınız). Çocuğunuzun rahat olduğundan emin olun. Odanın ısısını kontrol edin elbiseler hareketini engellememeli, uyumadan önce çocuğunuz su içmek isteyebilir, gece lambası açık bırakılabilir, kapı aralık bırakılabilir.

Çocuğunuzun sizle beraber uyumasına izin vermemeye çalışın. Bu onun yalnız başına uykuya dalmasını öğrenmesini zorlaştırır.

Her şikayetinde veya sizi çağırmasında çocuğun odasına gitmeyin. Odanın dışında veya kapısında durarak onunla konuşmaya çalışın.

Sık görülen uyku problemleri:
Kabus görme
Kabuslar genellikle rüyaların yoğun olduğu gecenin ikinci yarısında ortaya çıkan korkunç rüyalardır. Gecede birden fazla olabilir. Kabus sona erdikten sonra çocuğunuz uyanır ve kabusu size anlatabilir. Çocuğunuz ağlayabilir korkulu olabilir fakat sizin yanında olduğunuzun farkındadır. Kabusun ayrıntılarıyla hatırladığı için yeniden uykuya dalması güç olacaktır.

Kabuslarla nasıl başa çıkabilirsiniz?
• Çocuğunuzun yanına olabildiğince çabuk gidin. Ona yanında olduğunuz ve ona hiçbirşeyin zarar vermesine izin vermeyeceğiniz konusunda güven verin. Kendini güvende hissetmesi için küçük bir ışık yakmasına izin verin
• Çocuğunuz eğer çok korkmuşsa onu rahatlatın ve sakinleştirin.
• Kabusların çocuk tarafından gerçek sanıldığını aklınızdan çıkarmayın. Rüyasında neler gördüğünü anlatmasını isteyin.
• Çocuğunuz sakinleştikten sonra tekrar uyuması için onu cesaretlendirin.

Gece korkuları
Gece korkuları kabuslardan daha şiddetli ve korkutucudur. Ancak çok sık görülmez. Genellikle oyun ve okul öncesi çocuklarda görülür. Uykunun en derin dönemlerinde oluşur ve genellikle çocuk uyandırılamaz. Gece korkuları kontrol edilemeyen ağlamalara terlemeye titremeye, hızlı nefes almaya çığlık atmaya tekmelemeye de yol açabilir. Çocuk hiçbir kimsenin kendi yanında olduğunu fark edemeyebilir. Sizi fark edemez ve itebilir. Gece korkuları 45 dakikaya kadar uzayabilir ancak genellikle daha kısa sürer. Çocuk tekrar uykuya dalmış gibi görülür ancak zaten hiç uyanmamıştır. Genellikle stresli ve korkulu dönemlerde daha çok görülür ve çocuk yaşadığı durumu hatırlamaz.

Öneriler
• Böyle bir durumda sakin olmaya çalışın.
• Çocuğunuzu uyandırmaya çalışmayın.
• Kendisine zarar vermemesi için gerekli tedbirleri alın. Yataktan dışarı çıkacak gibi olursa etrafını destekleyin.
• Kısa bir süre sonra tekrar sakin bir şekilde uykuya dalacağını unutmayın.
• Gece korkularının her zaman önemli bir sorunu göstermediğini unutmayın.
• Gece korkuları genellikle okul çağında son bulur, devam ederse doktorunuza danışın.

Uyurgezerlik ve uykuda konuşma
Gece korkularında olduğu gibi uyurgezerlik ve uykuda konuşma da çocuk derin uykuda iken oluşur. Çocuk etrafındakilere cevapsızdır ve genellikle uyandırılamaz. Uyansa bile olayı hatırlamaz genellikle kendi kendilerine yataklarına geri dönerler. Uyurgezerlik ailesel özellik gösterebilir. Büyük çocuklarda aynı gecede birkaç kez tekrarlayabilir. Eğer bu konuda endişeleriniz varsa veya uzun süre devam ederse doktora danışmalısınız.

Öneriler
• Çocuğunuzun kendini yaralamayacağı bir ortam hazırlayın.
• Çocuğun evi terk etmemesi için dış kapıları kilitleyin.
• Merdivenlere engel koyun.
• Uyandırmaya çalışmayın yavaşça yatağına yönlendirin o yatağını bulacaktır.
• Uyurgezerlik ve uykuda konuşma da genellikle çocuğunuz fazla yorulduğunda veya stres altındaysa oluşur. Çocuğunuzun düzenli uyumasını sağlayarak uyurgezerlik ve uykuda konuşmayı engelleyebilirsiniz.

Diş gıcırdatma
Çocuklarda sık görülür, genellikle dişlere için zarar vermez. Sıkıntı ve gerginlik ile ilişkili olabilir. kısa bir süre içinde kaybolur. Bununla birlikte yeni bir stresli durumda tekrar ortaya çıkabilir.

Çocuğunuzun uyku problemleri ile başa çıkmak zorlayıcı olabilir. Çocuğunuz sizi bütün gece uyanık tuttuğu zaman altüst olmanız kaçınılmazdır. Anlayışlı olmaya çalışın. Bazen özellikle de boşanma, yeni kardeş, okul problemleri gibi stresli bir dönemde ebeveynlerin verdiği olumsuz tepkiler problemleri daha da kötüleştirebilir.

Eğer problem devam ediyorsa çocuğunuzun uyumasına engel olan fiziksel veya duygusal bir neden olabilir. Yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız bir uyku günlüğü tutun ve doktorunuzla sorunları tartışın. Çoğu uyku problemlerinin sık görüldüğünü zamanın ve doktorunuzun yardımı ile üstesinden gelebileceğinizi unutmayın.

Dr. Arzu Özgeneci
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Prematüre bebekleri ve ailelerini bekleyen sorunlar

ANNE & BEBEK & ÇOCUK, SAĞLIK

Tüm hamileliklerin % 7- 10 ‘u erken doğum ile sonuçlanır. Günümüzde obstetrik bakımdaki gelişmeler sonucu riskli hamilelikler erken saptanarak, uygun tedavi ile anne ve bebeğin sağlığı korunmaya çalışılmaktadır. Buna rağmen bazı durumlarda prematüre doğum kaçınılmaz olmaktadır. Neonatolojideki (yenidoğan bilim dalı) ilerlemeler ile çok düşük doğum ağırlıklı (VLBW) bebeklerin sağkalımları giderek artmaktadır. Ülkemizde de doğum ağırlığı 750- 1000 gram olan bebeklerde sağkalım % 50- 80 oranında mümkün olmaya başlamıştır.

Prematüre bebekler organ gelişimlerini tam tamamlayamadan doğduklarından uzun süre yoğun bakımda ve küvöz içinde izlenmeleri, bazı hastaların ise solunum cihazına bağlanmaları gerekir. Erken doğum tehdidi olan bir gebenin doğumunu, yenidoğan yoğun bakımı olan bir merkezde yapması bebeğinin sağlığı için çok önemlidir. Eğer doğum böyle bir merkeze ulaşılamadan gerçekleşirse, prematüre bebeğin tecrübeli bir transport ekibiyle uygun koşullarda, yoğun bakıma sevki hem hayatta kalabilmesi hem de ileride nörolojik özür gelişmemesi (beyne giden oksijen düzeyinin yeterli seviyede tutulması gerekir) açısından çok önemlidir.

Prematüre bebeklerin uzun süre yoğun bakımda kalmaları gerekebilir. Bebek ne kadar erken doğduysa ve doğum ağırlığı ne kadar küçükse bu süre o kadar uzun olur. Anne baba ile bebeğin uzun süre ayrı kalmaları, yoğun tıbbi problemler, bebeği kaybetme korkusu ve bebekte kalıcı problemler oluşma riski nedeniyle bu dönem psikolojik açıdan çok yıpratıcı olabilir. Ayrıca ülkemizde veya dünyadaki diğer merkezlerde yoğun bakım hizmetleri çok pahalıdır. Tablo 1 de yapılan bir araştırmada preterm bebeklerin doğum ağırlıklarına göre ortalama hastanede yatış süreleri ve hastane masrafları görülmektedir. Bu çalışmada bir prematüre bebeğin bir günlük hastane ve ilaç masrafının ortalama 250 dolar olduğu saptanmıştır. Amerika’da yapılan çalışmalarda ise hastane masraflarının ülkemizden 10 kat daha fazla olduğu ve günlük harcamaların ortalama 2000 dolar olduğu bildirilmiştir.

Bu rakamlar çok yüksek gibi görünse de, kazanılan yaşam yılı başına maliyet oranı hesaplandığında, bu bebeklerin tedavilerine harcanan bütçenin 40 yaşında bir hipertansiyon hastasının harcamalarından daha düşük olduğu bildirilmiştir. Aynı şekilde prematüre bebeklerin sağlık harcamaları, sigara içilmesine bağlı harcamaların 1/ 3 ü kadardır.

Tablo 1 Prematüre bebeklerin hastanede yatış süreleri ve hastane masrafları

Doğum ağırlığı (gram) / Yatış süresi ( gün) / Hastane masrafları (dolar)
1000 / 60 / 11500
1001-1500 / 26 / 4700
1501-2000 / 12 / 3250

Prematüre bebeğin taburculuk sonrası izlemi:
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören çok düşük doğum ağırlıklı ( VLBW ) bebeklerin uzun dönem izlemlerinde bazı sorunlar yaşanabilir. Bu sorunlar şunlardır:
• Kronik akciğer hastalığı
• Fiziksel gelişme geriliği
• İşitme problemleri
• Görme problemleri
• Nörolojik gelişme geriliği
• Okul problemleri

Kronik akciğer hastalığı (BPD ) nedir? Neler yapılabilir?
Prematüre bebeklerin çoğu ilk günlerde solunum cihazı ( ventilatör ) yardımıyla nefes alıp verirler, uzun süre oksijen tedavisi almaları gerekebilir. Bu tedaviler sırasında gelişimini tamamlamamış olan prematüre akciğer dokusunda ve hava yollarında zedelenme ve enflamasyon gelişebilir. Bir prematüre bebek 28 günlük olduğunda oksijen tedavine ihtiyaç duyuyorsa “ kronik akciğer hastalığı “ tanısı konur. ABD de VLBW bebekler arasında BPD sıklığı % 23 tür. Bu sıklık gebelik yaşı ve doğum ağırlığı küçüldükçe artar.

BPD si olan bebeklerin taburcu olduktan sonra tekrar hastaneye yatış oranları yüksektir. Bu bebeklerin evde sigara dumanına maruz kalmamaları ve enfeksiyonlardan korunmaları çok önemlidir. Bu hastalara Kasım – Nisan ayları arasında ayda 1 kez RSV enfeksiyonunu önleyen palivizumab adlı ilacın yapılması RSV e bağlı tekrar hastaneye yatışlarını azaltmaktadır. Ayrıca bebek 6 aydan büyükse grip aşısının yapılması önerilmektedir. Akciğer dokusunun kendini yenilemesiyle, kronik akciğer hastalığı süt çocukluğu döneminde geriler, hastaların çoğunda akciğer fonksiyonlarında düzelme görülür.

Beslenme ve büyüme problemleri nelerdir? Neler yapılmalıdır?
Prematürelerde mide ve bağırsakların olgunlaşmasını tam tamamlamamış olması nedeniyle emme ve yutma sorunları,besin emilim düşüklüğü, sindirimin yavaş ve bağırsak hareketlerinin düzensiz olması sık görülen problemlerdir. Bunun yanısıra bu bebeklerde yoğun medikal problemlerin varlığı ağızdan beslenmeyi geciktirir. Bunun sonucu olarak doğumdan sonra beslenme ve kilo alma yavaş olur. Bebeklerin açıklarını kapatmak ve akranlarını yakalamak için normalden daha yüksek kalori ve protein almaya ihtiyaçları vardır.Uygun ev ortamı sağlanıp , annenin beslenme eğitimi alması ve yakın doktor kontrolüyle bu mümkün olabilir. Bebeklerin çoğu 2 yaşındayken yaşıtlarını yakalarken % 20 si 8 yaşına geldiğinde yaşıtlarından kısa boyludur. Tablo 2 de prematürede fiziksel gelişme geriliği oranları verilmiştir.

Tablo 2

Preterm doğumda IUGR * % 30
Taburculukta düşük tartı % 65
5 yaşında düşük tartı % 30
8 yaşında kısa boy % 20

• IUGR= Doğum ağırlığının hamilelik haftasına göre düşük oluşu ( intrauterin büyüme geriliği)

İşitme sorunları nelerdir? Ne yapılabilir?
Yenidoğan yoğun bakımdantaburcu olan bebeklerin % 2-3’ nde işitme kaybı olabilir. Bunun nedenleri arasında beynin doğum sırasında oksijensiz kalması, yüksek sarılık düzeyi, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçların yan etkileri ve uzun süre ventilatör tedavisine bağlı östaki borusunda fonksiyon bozukluğu sayılabilir. İşitme kaybı hafif olsa bile konuşmada gecikmeye ve öğrenme problemlerine neden olabilir. Prematüre bebeklere işitme taraması yapılması işitme kaybı tanısı konulan olgulara erken tedavi başlanması çok önemlidir.

Görme sorunları nelerdir? Ne yapılabilir?
Prematüre bebeklerin gözlerinin,retina tabakasının kan damarları tam gelişmemiştir. Yüksek konsantrasyonda ve uzun süre oksijen tedavisi alan veya kritik hastalığı olan bebeklerde bu süreç uygun şekilde tamamlanamaz. Prematüre retinopatisi denilen bu hastalık,tedavi edilmezse körlüğe yol açabilir. Prematüre bebekler 4 haftalık olduklarında bir göz doktoru tarafından muayene edilmelidirler, bu muayeneler göz damarları gelişimini tamamlayana kadar tekrarlanmalıdır.

Retinopati saptanan bebekler lazer ile tedavi olurlarsa görme kaybı riski azalır.Bu bebekler büyüdüklerinde kırma kusurları,şaşılık ve göz tembelliği görülebilir. Bu nedenle bu bebekler senede bir göz muayenesi olmalıdırlar.

Nörolojik gelişme geriliği olur mu? Ne yapılmalıdır?
Prematüre bebeklerde serebral palsi ( kalıcı ve ilerleyici olmayan hareket bozukluğu) zihinsel gerilik, epilepsi veya öğrenme problemleri görülebilir. Doğum ağırlığı ve hamilelik haftası azaldıkça sorun görülme riski artar. Örneğin doğum ağırlığı 1000-1500 g olan bebeklerde bu risk % 15 iken, doğum ağırlığı < 1000 g ise risk % 25 tir. Spastik serebral palsi prematürelerde en sık rastlanan hareket bozukluğu tipidir.

Hamilelikte gelişen enfeksiyonlar, ikiz kardeşin ölümü veya bebeğin oksijensiz kalması bebekte beyin hasarı yaratarak ileride spastik serebral palsi gelişimine yolaçabilir. Bebeğin ilk aylarda belirgin bulgusu olmamasına rağmen 1 yaşına doğru gelişiminin geri olduğu, duruş ve hareketlerinin anormal olduğu fark edilir.

Bu bebeklerde ilk aylarda fizik tedaviye başlanması gerekir. Zihinsel fonksiyonlar hareket bozukluğunun derecesine göre farklılık gösterebilir. Spastik dipleji (bacak hareketlerinde spastisite) veya hemiplejide (tek taraflı sağ veya sol, spastisite) zihinsel fonksiyonlar genellikle normal veya normale yakındır, ancak VLBW bebeklerin % 5 ‘nde zihinsel gerilik görülebilir. Çocuğun işitme ve görme problemi varsa zihinsel gelişimi olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle bu açılardan mutlaka incelenmesi gerekir. Yapılan araştırmalarda bebeğin annesinin eğitim durumunun ve sosyoekonomik çevresinin de zihinsel gelişimini etkilediği saptanmıştır.

Prematüreler okulda problem yaşarlar mı ? Öğrenme ve davranış problemlerine nasıl yardım edilebilir?
Günümüzde çocuklardan akademik beklentiler arttıkça, okulda sorun yaşayan çocuk yüzdesi de artmıştır. Çocukların % 5- 15’ nde okul başarısının düşük olduğu veya davranış ve uyum problemlerinin yaşandığı bilinmektedir. Nörolojik olarak ve IQ testleri normal olan VLBW bebeklerin okul çağında problem yaşama olasılıkları, doğum ağırlığı normal olan çocuklardan yüksektir. Bu çocuklarda hafıza, konsantrasyon ve koordinasyon problemi olabileceğinden eğitim desteği almaları gerekebilir. Prematürelerin daha endişeli, daha az kendine güvenli ve duygusal olarak daha az uyumlu olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Dikkat yetersizliği ve hiperaktivite bozukluğu özellikle prematüre erkek bebeklerde daha sık görülür. Prematüre doğan çocuklarını daha kolay incinebilir olarak algılayan anne babaların , çocukların sosyal etkileşimini kısıtlayıcı tutumları da sosyal gelişimi sınırlandırabilecek bir diğer etmen olarak bildirilmiştir. Prematüre çocuk anne babalarına yoğun bakımda yatış süresi boyunca ve taburculuk sonrası psikososyal destek verilmesi , bebeğin gelişimini ve ileriki dönemlerdeki ruh sağlığını olumlu etkiler.

ABD’de yapılan bir çalışmada aileler “bebek ruh sağlığı ve gelişimi” adı verilen bir programa alınmış ve annelere çocuk gelişimi, çocuğa yaklaşım stratejileri öğretilmiş ve çocuklarla eğitsel açıdan çalışılmıştır. Bu programa katılan çocuklar 3 yaşına geldiklerinde ortalama IQ larının programa katılmayanlardan daha yüksek ve davranış sorunlarının daha az olduğu bulunmuştur.

İnsan sağlığına biyolojik, ruhsal ve sosyal pek çok etmen etki eder. Bu nedenle doğumdan itibaren gelişimi risk altında olan ve incinebilirliği yüksek olan prematüre bebeklere ve ailelerine tıbbi hizmet vermek kadar, kısa ve uzun dönemde ruhsal sağlığı koruma amaçlı hizmet vermek de kaçınılmaz bir gereksinimdir.

Amerikan Hastanesi
Pediatri Bölümü
İpek Akman

Prematüre Retinopatisi bebeklerin korkulu rüyası

ANNE & BEBEK & ÇOCUK, SAĞLIK

İnsanların hayatlarında en mutlu olduğu anların başında, anne baba olduklarını öğrendikleri ve bebeklerini kucaklarına aldıkları an gelir. Bebekleri prematüre doğan ebeveynler için ise yorucu bir maraton başlar. Onlar için en önemli şey bebeğin yaşamasıdır. Gelişen tıp teknolojisi sonucunda geçmişe oranla daha çok bebek yaşatılıyor. Ancak bu olumlu gelişme beraberinde, erken teşhis edilmediği taktirde her iki gözde de körlüğe yol açan Prematüre Retinopatisi hastası bebeklerin sayısında da artışa neden oluyor. Hastalığın körlüğe dönüşmesini engellemenin tek yolu ise erken teşhis ve tedaviden geçiyor.

Bebeklerin gözlerindeki damarlar, doğuncaya kadar gelişir. Erken doğan bebeklerde bu gelişme tamamlanmadığı için doğduktan sonra da devam eder. Prematüre bebekleri yaşatmak için yüksek konsantrasyonlarda verilen oksijen, gözdeki damarların anormal gelişmesine sebep olur. Bunun sonucunda ise damarlanması tamamlanmamış bebeklerin retinalarında kısaca ROP olarak tabir edilen, Prematüre Retinopatisi hastalığı meydana gelir. Erken dönemde tedavi edilmezse her iki gözde de körlüğe yol açar. Hastalığa yakalanan bebek sayısındaki yükselişe rağmen Türkiye’de sadece bir kaç hastanede tedavi yapılabiliyor. Bu hastanelerden biri de Dünyagöz.

Prematüre Retinopatisi’nin en sık görüldüğü grup 1.000 gramın altında doğanlardır. Bu nedenle 1500 gramın altında ve 32’inci haftadan önce doğmuş tüm bebeklerin mutlaka ROP muayenesinin yapılması gerektiğini söyleyen Dünyagöz Grubu doktorlarından Op. Dr. Umur Kayhan, yeni doğan bebekler konusunda uzmanlaşmış çocuk doktorları ve oftalmalogların birlikte çalışması ile ROP’un erken tanısı ve tedavisinin mümkün olduğunu vurguluyor. Kayhan ayrıca, bebeklerde rastlanan akciğer, kalp damar rahatsızlıkları, ağır enfeksiyonlar ve beyinde yaşanabilecek problemlerin de retinopati riskini artırdığına dikkat çekiyor.

Doğumdan sonra 4-6 hafta arasında mutlaka göz muayenesi yapılması gerektiğini ifade eden Kayhan, hafiften ağıra doğru beş evresi bulunan ROP tedavisindeki başarının, hastalığın evresiyle ilintili olduğunu, ilk iki evresinde takibin yeterli olup, üçüncü evreden itibaren ise lazer ve krio tedavisine başlanılması gerektiğini belirtiyor. Çünkü hastalık en iyi sonucu üçüncü evrede veriyor. Dördüncü ve beşinci evrelerde yapılması zorunlu cerrahi müdahalede ise başarılı sonuç elde edilmiyor. Kayhan, yeni doğan tüm bebeklerin ilk bir ay içinde göz muayenesinin yapılmasının sadece ROP değil, birçok göz hastalığının zamanında tanısının konması ve başarılı tedavi olanağını sağlaması açısından önemli olduğunu sözlerine ekliyorr

Prematüre bebekleri ve ailelerini bekleyen sorunlar

ANNE & BEBEK & ÇOCUK, SAĞLIK

Hamileliklerin % 7- 10 ‘u erken doğum ile sonuçlanır. Günümüzde riskli gebelikler erken saptanarak, uygun tedavi ile anne ve bebeğin sağlığı korunmaya çalışılmaktadır.

Tüm hamileliklerin % 7- 10 ‘u erken doğum ile sonuçlanır. Günümüzde obstetrik bakımdaki gelişmeler sonucu riskli hamilelikler erken saptanarak, uygun tedavi ile anne ve bebeğin sağlığı korunmaya çalışılmaktadır. Buna rağmen bazı durumlarda prematüre doğum kaçınılmaz olmaktadır. Neonatolojideki (yenidoğan bilim dalı) ilerlemeler ile çok düşük doğum ağırlıklı (VLBW) bebeklerin sağkalımları giderek artmaktadır. Ülkemizde de doğum ağırlığı 750- 1000 gram olan bebeklerde sağkalım % 50- 80 oranında mümkün olmaya başlamıştır.

Prematüre bebekler organ gelişimlerini tam tamamlayamadan doğduklarından uzun süre yoğun bakımda ve küvöz içinde izlenmeleri, bazı hastaların ise solunum cihazına bağlanmaları gerekir. Erken doğum tehdidi olan bir gebenin doğumunu, yenidoğan yoğun bakımı olan bir merkezde yapması bebeğinin sağlığı için çok önemlidir. Eğer doğum böyle bir merkeze ulaşılamadan gerçekleşirse, prematüre bebeğin tecrübeli bir transport ekibiyle uygun koşullarda, yoğun bakıma sevki hem hayatta kalabilmesi hem de ileride nörolojik özür gelişmemesi (beyne giden oksijen düzeyinin yeterli seviyede tutulması gerekir) açısından çok önemlidir.

Prematüre bebeklerin uzun süre yoğun bakımda kalmaları gerekebilir. Bebek ne kadar erken doğduysa ve doğum ağırlığı ne kadar küçükse bu süre o kadar uzun olur. Anne baba ile bebeğin uzun süre ayrı kalmaları, yoğun tıbbi problemler, bebeği kaybetme korkusu ve bebekte kalıcı problemler oluşma riski nedeniyle bu dönem psikolojik açıdan çok yıpratıcı olabilir. Ayrıca ülkemizde veya dünyadaki diğer merkezlerde yoğun bakım hizmetleri çok pahalıdır. Tablo 1 de yapılan bir araştırmada preterm bebeklerin doğum ağırlıklarına göre ortalama hastanede yatış süreleri ve hastane masrafları görülmektedir. Bu çalışmada bir prematüre bebeğin bir günlük hastane ve ilaç masrafının ortalama 250 dolar olduğu saptanmıştır. Amerika’da yapılan çalışmalarda ise hastane masraflarının ülkemizden 10 kat daha fazla olduğu ve günlük harcamaların ortalama 2000 dolar olduğu bildirilmiştir.

Bu rakamlar çok yüksek gibi görünse de, kazanılan yaşam yılı başına maliyet oranı hesaplandığında, bu bebeklerin tedavilerine harcanan bütçenin 40 yaşında bir hipertansiyon hastasının harcamalarından daha düşük olduğu bildirilmiştir. Aynı şekilde prematüre bebeklerin sağlık harcamaları, sigara içilmesine bağlı harcamaların 1/ 3 ü kadardır.

Tablo 1 Prematüre bebeklerin hastanede yatış süreleri ve hastane masrafları

Doğum ağırlığı (gram) / Yatış süresi ( gün) / Hastane masrafları (dolar)
1000 / 60 / 11500
1001-1500 / 26 / 4700
1501-2000 / 12 / 3250

Prematüre bebeğin taburculuk sonrası izlemi:
Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören çok düşük doğum ağırlıklı ( VLBW ) bebeklerin uzun dönem izlemlerinde bazı sorunlar yaşanabilir. Bu sorunlar şunlardır:
• Kronik akciğer hastalığı
• Fiziksel gelişme geriliği
• İşitme problemleri
• Görme problemleri
• Nörolojik gelişme geriliği
• Okul problemleri

Kronik akciğer hastalığı (BPD ) nedir? Neler yapılabilir?
Prematüre bebeklerin çoğu ilk günlerde solunum cihazı ( ventilatör ) yardımıyla nefes alıp verirler, uzun süre oksijen tedavisi almaları gerekebilir. Bu tedaviler sırasında gelişimini tamamlamamış olan prematüre akciğer dokusunda ve hava yollarında zedelenme ve enflamasyon gelişebilir. Bir prematüre bebek 28 günlük olduğunda oksijen tedavine ihtiyaç duyuyorsa “ kronik akciğer hastalığı “ tanısı konur. ABD de VLBW bebekler arasında BPD sıklığı % 23 tür. Bu sıklık gebelik yaşı ve doğum ağırlığı küçüldükçe artar.

BPD si olan bebeklerin taburcu olduktan sonra tekrar hastaneye yatış oranları yüksektir. Bu bebeklerin evde sigara dumanına maruz kalmamaları ve enfeksiyonlardan korunmaları çok önemlidir. Bu hastalara Kasım – Nisan ayları arasında ayda 1 kez RSV enfeksiyonunu önleyen palivizumab adlı ilacın yapılması RSV e bağlı tekrar hastaneye yatışlarını azaltmaktadır. Ayrıca bebek 6 aydan büyükse grip aşısının yapılması önerilmektedir. Akciğer dokusunun kendini yenilemesiyle, kronik akciğer hastalığı süt çocukluğu döneminde geriler, hastaların çoğunda akciğer fonksiyonlarında düzelme görülür.

Beslenme ve büyüme problemleri nelerdir? Neler yapılmalıdır?
Prematürelerde mide ve bağırsakların olgunlaşmasını tam tamamlamamış olması nedeniyle emme ve yutma sorunları,besin emilim düşüklüğü, sindirimin yavaş ve bağırsak hareketlerinin düzensiz olması sık görülen problemlerdir. Bunun yanısıra bu bebeklerde yoğun medikal problemlerin varlığı ağızdan beslenmeyi geciktirir. Bunun sonucu olarak doğumdan sonra beslenme ve kilo alma yavaş olur. Bebeklerin açıklarını kapatmak ve akranlarını yakalamak için normalden daha yüksek kalori ve protein almaya ihtiyaçları vardır.Uygun ev ortamı sağlanıp , annenin beslenme eğitimi alması ve yakın doktor kontrolüyle bu mümkün olabilir. Bebeklerin çoğu 2 yaşındayken yaşıtlarını yakalarken % 20 si 8 yaşına geldiğinde yaşıtlarından kısa boyludur. Tablo 2 de prematürede fiziksel gelişme geriliği oranları verilmiştir.

Tablo 2

Preterm doğumda IUGR * % 30
Taburculukta düşük tartı % 65
5 yaşında düşük tartı % 30
8 yaşında kısa boy % 20

• IUGR= Doğum ağırlığının hamilelik haftasına göre düşük oluşu ( intrauterin büyüme geriliği)

İşitme sorunları nelerdir? Ne yapılabilir?
Yenidoğan yoğun bakımdantaburcu olan bebeklerin % 2-3’ nde işitme kaybı olabilir. Bunun nedenleri arasında beynin doğum sırasında oksijensiz kalması, yüksek sarılık düzeyi, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçların yan etkileri ve uzun süre ventilatör tedavisine bağlı östaki borusunda fonksiyon bozukluğu sayılabilir. İşitme kaybı hafif olsa bile konuşmada gecikmeye ve öğrenme problemlerine neden olabilir. Prematüre bebeklere işitme taraması yapılması işitme kaybı tanısı konulan olgulara erken tedavi başlanması çok önemlidir.

Görme sorunları nelerdir? Ne yapılabilir?
Prematüre bebeklerin gözlerinin,retina tabakasının kan damarları tam gelişmemiştir. Yüksek konsantrasyonda ve uzun süre oksijen tedavisi alan veya kritik hastalığı olan bebeklerde bu süreç uygun şekilde tamamlanamaz. Prematüre retinopatisi denilen bu hastalık,tedavi edilmezse körlüğe yol açabilir. Prematüre bebekler 4 haftalık olduklarında bir göz doktoru tarafından muayene edilmelidirler, bu muayeneler göz damarları gelişimini tamamlayana kadar tekrarlanmalıdır.

Retinopati saptanan bebekler lazer ile tedavi olurlarsa görme kaybı riski azalır.Bu bebekler büyüdüklerinde kırma kusurları,şaşılık ve göz tembelliği görülebilir. Bu nedenle bu bebekler senede bir göz muayenesi olmalıdırlar.

Nörolojik gelişme geriliği olur mu? Ne yapılmalıdır?
Prematüre bebeklerde serebral palsi ( kalıcı ve ilerleyici olmayan hareket bozukluğu) zihinsel gerilik, epilepsi veya öğrenme problemleri görülebilir. Doğum ağırlığı ve hamilelik haftası azaldıkça sorun görülme riski artar. Örneğin doğum ağırlığı 1000-1500 g olan bebeklerde bu risk % 15 iken, doğum ağırlığı < 1000 g ise risk % 25 tir. Spastik serebral palsi prematürelerde en sık rastlanan hareket bozukluğu tipidir.

Hamilelikte gelişen enfeksiyonlar, ikiz kardeşin ölümü veya bebeğin oksijensiz kalması bebekte beyin hasarı yaratarak ileride spastik serebral palsi gelişimine yolaçabilir. Bebeğin ilk aylarda belirgin bulgusu olmamasına rağmen 1 yaşına doğru gelişiminin geri olduğu, duruş ve hareketlerinin anormal olduğu fark edilir.

Bu bebeklerde ilk aylarda fizik tedaviye başlanması gerekir. Zihinsel fonksiyonlar hareket bozukluğunun derecesine göre farklılık gösterebilir. Spastik dipleji (bacak hareketlerinde spastisite) veya hemiplejide (tek taraflı sağ veya sol, spastisite) zihinsel fonksiyonlar genellikle normal veya normale yakındır, ancak VLBW bebeklerin % 5 ‘nde zihinsel gerilik görülebilir. Çocuğun işitme ve görme problemi varsa zihinsel gelişimi olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle bu açılardan mutlaka incelenmesi gerekir. Yapılan araştırmalarda bebeğin annesinin eğitim durumunun ve sosyoekonomik çevresinin de zihinsel gelişimini etkilediği saptanmıştır.

Prematüreler okulda problem yaşarlar mı ? Öğrenme ve davranış problemlerine nasıl yardım edilebilir?
Günümüzde çocuklardan akademik beklentiler arttıkça, okulda sorun yaşayan çocuk yüzdesi de artmıştır. Çocukların % 5- 15’ nde okul başarısının düşük olduğu veya davranış ve uyum problemlerinin yaşandığı bilinmektedir. Nörolojik olarak ve IQ testleri normal olan VLBW bebeklerin okul çağında problem yaşama olasılıkları, doğum ağırlığı normal olan çocuklardan yüksektir. Bu çocuklarda hafıza, konsantrasyon ve koordinasyon problemi olabileceğinden eğitim desteği almaları gerekebilir. Prematürelerin daha endişeli, daha az kendine güvenli ve duygusal olarak daha az uyumlu olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Dikkat yetersizliği ve hiperaktivite bozukluğu özellikle prematüre erkek bebeklerde daha sık görülür. Prematüre doğan çocuklarını daha kolay incinebilir olarak algılayan anne babaların , çocukların sosyal etkileşimini kısıtlayıcı tutumları da sosyal gelişimi sınırlandırabilecek bir diğer etmen olarak bildirilmiştir. Prematüre çocuk anne babalarına yoğun bakımda yatış süresi boyunca ve taburculuk sonrası psikososyal destek verilmesi , bebeğin gelişimini ve ileriki dönemlerdeki ruh sağlığını olumlu etkiler.

ABD’de yapılan bir çalışmada aileler “bebek ruh sağlığı ve gelişimi” adı verilen bir programa alınmış ve annelere çocuk gelişimi, çocuğa yaklaşım stratejileri öğretilmiş ve çocuklarla eğitsel açıdan çalışılmıştır. Bu programa katılan çocuklar 3 yaşına geldiklerinde ortalama IQ larının programa katılmayanlardan daha yüksek ve davranış sorunlarının daha az olduğu bulunmuştur.

İnsan sağlığına biyolojik, ruhsal ve sosyal pek çok etmen etki eder. Bu nedenle doğumdan itibaren gelişimi risk altında olan ve incinebilirliği yüksek olan prematüre bebeklere ve ailelerine tıbbi hizmet vermek kadar, kısa ve uzun dönemde ruhsal sağlığı koruma amaçlı hizmet vermek de kaçınılmaz bir gereksinimdir.

Amerikan Hastanesi
Pediatri Bölümü
İpek Akman

Çoğul gebelikler ve sorunları

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Son yıllarda çoğul gebeliklerin sıklığında önemli artış olmuştur. Yardımcı üreme teknikleriyle (YÜT) sağlanan gebeliklerdeki artış ve gebelik yaşının günümüzde daha geç dönemlere kaymış olması sonucunda ikiz doğumlar %25-50 oranında, üçüzler ise 3-4 kat artmıştır.

Normal bir menstrüel siklusta bir yumurta salınır, döllenir ve bir fetüs gelişir. Eğer iki yumurta salınıp, fertilize olursa dizigotik (DZ, çift yumurta), tek yumurta fertilize olup zigot gelişirken ikiye ayrılırsa monozigotik (MZ, tek yumurta) ikiz oluşur. MZ ikizliğe neden olabilecek faktörler iyi bilinmemekte ve bu tipin sıklığı da çok değişmemektedir. (3,5/1000). DZ tip ikizlikte ise başta YÜT olmak üzere, anne yaşı (35 yaşında en sık), önceki doğum sayısının fazlalığı ve etnik kökenlerin (Afro-Amerikalılarda fazla, asyalılarda az) rolü vardır.

İki fetus bir plasentadan beslenebileceği gibi(monokoryonik), iki ayrı plasenta da(dikoryonik) olabilir. Fetusun içinde bulunduğu su kesesi de (amnion) tek veya iki kese şeklinde olabilir. Yumurta sayısının, plasenta ve amnion kesesinin iki fetus tarafından paylaşılma şeklinin neden olabildiği ayrı sorunlar söz konusudur.

Çoğul gebeliklerde sorunlar anneye, fetusa, doğum eylemine ve yenidoğan dönemine ilişkin sorunlar olarak sınıflanabilir. Çoğul bir gebelik sırasında başta gebelik hipertansiyonu olmak üzere gebelik diyabeti, anemi ve üriner enfeksiyonlar daha sık görülür.

Fetusa ait sorunlardan kromozomal anomaliler, izole malformasyonlar ve tek gen defektleri DZ gebeliklerde iki fetus olduğu ve ileri anne yaşı söz konusu olduğu için tek fetuslara göre iki katından fazla görülmektedir. Örneğin üçüz gebeliği olan 28 yaşında ya da ikizi olan 33 yaşındaki bir kadının Down sendromlu bir bebek doğurma riski 35 yaşındaki tek gebelikteki risk kadar olmaktadır.

Döllenmiş yumurtanın fazladan bir kez daha ikiye ayrılmasıyla oluşan monozigot ikizlerde ayrılma ilk 3 gün içinde olursa iki ayrı kese içinde ayrı plasentalardan beslenen bebeklerde sorunlar daha geç dönemde gerçekleşen bölünmelere göre az olur. Bölünme 4-8. günlerde olursa iki kese- tek plasenta, 9. günden sonra olursa tek kese tek plasenta olan ikizler gelişir. On dördüncü günden sonra ayrılma başlarsa tam ayrılma gerçekleşmez ve yapışık ikizler (siyam ikizleri) oluşur. Monozigotik ikizlerde ayrılma işlemi sırasındaki olaylar nedeniyle bel kısmı sakatlıkları, ürolojik malformasyanlar, omurgaya, nefes ve yemek borusuna ait anomaliler olabilir. Bu tiplerde sakatlığın ağırlığı yaşamla bağdaşamayacak kadar ağır olabilir.

Yardımcı üreme teknikleri sonucu oluşan çoğul gebeliklerde anomali artışı ile ilgili kesin veriler yoktur.

Tek plasentalı ikizlerde, plasentada damarsal ilişkilerden (anastomoz) dolayı, ikizden ikize kan geçişi olabilmektedir. Bu durumda kan veren fetus küçük kalırken alıcı durumunda olan bebek irileşmekte ve kalp yetersizliğine girebilmektedir.

Bebekler tek kese içinde olduğunda daha çok göbek kordonlarının karışması ve dolaşımın engellenmesi gibi sorunlar görülmektedir.

Çoğul gebeliklerde doğum genellikle beklenen süreden önce gerçekleşir. Doğum şekline bebeklerin gebeliğin son dönemlerinde anne karnındaki pozisyonuna göre karar verilir. İkinci doğan bebek ilkine oranla daha fazla doğum komplikasyonları (kordon sıkışması, asfiksi, perinatal depresyon, uzun anestezi ) riski taşır.

Yenidoğan dönemine ilişkin sorunlar özellikle anne karnında başlayan büyüme geriliği ve erken doğumların yarattığı problemlerdir. İkizler 28-29. gestasyon haftasına kadar tek gebelik gibi büyürken, bu dönemden sonra büyümeleri yavaşlar. Tek bebek yerine 2-3 fetusun sıkıştığı uterusun ve plasental kan akımının yetersizliği büyümedeki yavaşlamanın ana nedenidir. İki fetusun ağırlıklarında önemli oranda fark varsa (%25’den fazla) bu birinin distres altında olduğunu gösteren önemli bir işaret olup, ölüm veye çok erken doğum riski yüksektir.Tek gebelik normal şartlarda 40 hafta sürerken, ikizlerde bu süre ortalama 36 hafta, üçüzlerde 32 haftadır. 1500 gramdan küçük doğan bebeklerin ¼’ü, 1000 gr altındakilerin 1/3’ ü çoğul gebelik ürünüdür. Erken doğum, doğum eyleminin erken başlaması (vakaların yarısında) membranların erken yırtılması (1/4 vakada) ve anneye (preeklampsi) ya da bebeğe ait (fetal distres, büyüme geriliği, bir bebeğin ölümü) nedenlere bağlı olmaktadır. Çoğul gebeliklerde prematüre doğum riski fazladır ve doğum ne kadar erken gerçekleşirse akciğer, santral sinir sistemi, sindirim sistemi ve gözlerde görülen sorunlar da artar.

Uzun dönemde prematüreliğe bağlı serebral palsi(CP) ve diğer nörolojik sekeller tek gebeliklere oranla daha sık görülür. CP riski tek gebeliklerde %1 iken ikizlerde %7-8 oranlarına çıkmaktadır. Prematürelik yanında ikizler arası kan geçişi ve ikizlerden birinin ölümü sırasında diğer ikizde yarattığı hasar da nörolojik sorunların artışında rol oynamaktadır.

Çoğul gebeliklerde ortalama hastane yatış süreleri tek gebeliklere göre 3-4 kat uzun olmaktadır. Toplam harcamalar düşünülürse 5-10 kat daha yüksek maliyetler söz konusu olmaktadır.

Annelerin emzirmelerinden başlayıp, bakımdaki güçlükler ve sağlıklı izlem sırasındaki harcamalar da göz önüne alındığında çoğul gebeliklerin sorunlarının da çok olduğu anlaşılmaktadır.

Çoğul gebeliklere bağlı sorunlardan korunabilmek için neler yapılabilir?

1) Yüt ile sağlanan gebeliklerde ikiden fazla embriyo transferi uygulanmamalı.
2) İkiden daha fazla gebelik sağlanmış ise redüksiyon(birinin sonlandırılması) yapılmalı
3) Çoğul gebelik takibi tek gebeliğe oranla daha hassas ve sık yapılmalı
4) 24. haftadan itibaren yenidoğan yoğun bakım hizmeti verebilen merkezlere yakın olmakta yarar vardır.

Kaynak: Amerikan Hastanesi

Çalışan anneler için emzirme rehberi

ANNE & BEBEK & ÇOCUK, SAĞLIK

Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hilda Çerçi Özkan 1- 7 Ekim Dünya emzirme haftasında, çalışan annelerin başarılı bir emzirme dönemi geçirmeleri için bilgilerini paylaştı.

Anneler bebeklerini daha uzun süre emzirebilir
Emzirme, anne ile bebeğin baş başa kalabildiği, gözleri ile konuşabildiği çok özel bir süreçtir. Bebek ile en yakın temas, emzirme ile sağlanabilmektedir. Mükemmel ve eşsiz bir besin içeriğine sahip olan anne sütü, aynı zamanda bebeğin mikrobik hastalıklardan korunmasında önemli rol oynar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, emzirmenin bebeğin beyin gelişimini desteklediğini; obezite, diyabet gibi hastalık risklerini de azalttığını göstermektedir.

Emziren annelerde doğum sonrası kanamalar daha az olmakta; meme ve yumurtalık kanseri, kemik erimesi gibi hastalıklar da daha az oranda görülmektedir. Başarılı bir emzirme süreci için doğru bir başlangıç yapılması çok önemlidir. Bebeğini besleyebilme içgüdüsü, bazen annelerde yoğun bir kaygıyı da beraberinde getirir. Bu dönemde anneye güven telkin etmek, olumsuz düşüncelerden uzaklaştırmak ve destek olmak çok önemlidir.

Başarılı bir emzirme için:
• Anneler, kendilerini psikolojik olarak emzirmeye hazırlamalı, emzirmenin bir sabır işi olduğunu bilmelidir.
• Sütün gelmesini beklemeden bebek doğar doğmaz ilk yarım saat içerisinde emzirmeye başlanmalıdır. Bu sürede bebeğe kesinlikle şekerli su verilmemelidir.
• Doğumdan itibaren her ağlama ya da süt isteme durumunda, saat sınırlaması olmaksızın bebekler emzirilmelidir. İlk haftalarda 3 saatten fazla uyuyan bebekler, uyandırılarak da olsa, emzirilmelidir.
• Bebeğin memeye doğru şekilde yerleştiğinden emin olmalıdır. Bunun için bebek ağzını tam olarak açmalı ve meme ucu çevresindeki kahverenkli bölgeyi tamamen ağzına almalıdır. Bebeğin çenesi memeye gömük, alt dudak hafif dışa kıvrılmış pozisyonda olmalıdır.
• Emzirmeden önce veya sonra bebeğe mama, şekerli su ve diğer besinleri vermekten kaçınılmalıdır.
• Emzirme döneminde bebeğe biberon verilmemeli ve hatta ilk haftalarda emme şaşkınlığını önlemek için emzik bile kullanılmamalıdır.
• Gebelikte olduğu gibi anneler kendilerine özen göstermeli, dengeli
beslenmeli, günde 2-3 litre sıvı tüketmelidir. Anneler, ayrıca yeterince dinlenmeli, moralini yüksek tutmak için eşinden ve çevresinden yarım almalıdır.

Emziren annelere işe başlarken öneriler:
• İyi emen bir makine edinilmelidir.
• Eğer annenin sütü çoksa, işe başlamadan önce günde en az bir kez süt sağılarak, ufak bir depo oluşturmalıdır.
• İşyerinde süt sağmak için uygun bir ortam sağlamalıdır. Bu konu için gerekli izinler alınmalıdır.
• 3-4 saatte bir sağılan süt, buzdolabında saklamalı; eve götürülürken, buz kalıpları arasında özel soğutuculu bir çantada taşınmalıdır.
• Elde edilen sütler, saklama poşetleri içinde buzdolabında 24 saat, iki kapılı buzdolabının buzluğunda 3 ay, derin dondurucuda 6 ay saklanabilir. Süt saklama poşeti içinde bulunan sütler, bebeğe verilmeden önce ılık su dolu bir kap içerisinde ısıtılabilir.
• Isıtılan süt; kaşıkla, bu amaçla üretilen küçük plastik kadehlerle bebeğe verilmelidir. Bebek sütü bu şekilde almıyorsa, biberon da kullanılabilir.
• Yakınlık hissi için anneler, bebeğin resmi veya ona ait bir giysisini işyerine götürülebilir.
• Anneler, evden çıkarken ve işten döner dönmez bebeğini emzirmelidir.

Amerikan Hastanesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Dr. Hilda Çerçi Özkan

Bebeğin memeden kesilmesi

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Annenin bebeğine verebileceği en büyük hediye anne sütü ve bebeğini emzirmesidir.Bebeğin emzirmeden kesilmesi için belirlenmiş bir zaman yoktur. Burada iki önemli faktör vardır. Hem bebeğin hem de annenin bu duruma hazır olması gerekmektedir. Bilinene göre bebeklerin en az 1 yıl, dünya örgütlerine (WHO, UNICEF) göre ise 2 yıl emzirilmeleri uygun görülmektedir.

Bebeği memeden kesmek için çelik gibi sinir ve sabır gerekmektedir. Bu dönemde annelerin kendilerini suçlu hissetmeleri normaldir. Çünkü anne verdiği armağanı geri almaktadır. Bebek memeden çok ani kesilmemelidir. Bebeği memeden kesmek bir günde uygulanabilecek bir işlem değildir. Yavaş yavaş yapılmalıdır. Hem anne açısından hem de bebek açısından en doğrusu budur. Memeden kesmenin bebeğin hayatında önemli değişiklikler olduğu ve bebeğin hasta olduğu dönemlere denk getirilmemesine dikkat edilmelidir. Memeden kesme bir gün içinde gerçekleşirse bebek huzursuz ve mutsuz olabilir. Annenin ise memeleri şişer ve ateşi çıkar.

Memelerde dolgunluk ve tıkanıklık gelişip antibiyotik kullanımı gerekebilir. Tıkanıklıkların açılmaması durumunda ameliyata kadar gidilebilir. Bebek, emzirme seansları azaltılarak ve emzirme süreleri kısaltılarak emzirmeden kesilmelidir. Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan bir tanesi ilk önce gündüz seanslarını azaltmak, daha sonra gece seanslarına geçmektir. Eğer hiç bir şekilde başarılı olunmuyorsa bebeğiniz hazır değil demektir.

Kaynak:Amerikan Hastanesi

Çalışan anneler için emzirme rehberi

ANNE & BEBEK & ÇOCUK

Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hilda Çerçi Özkan 1- 7 Ekim Dünya emzirme haftasında, çalışan annelerin başarılı bir emzirme dönemi geçirmeleri için bilgilerini paylaştı.

Anneler bebeklerini daha uzun süre emzirebilir
Emzirme, anne ile bebeğin baş başa kalabildiği, gözleri ile konuşabildiği çok özel bir süreçtir. Bebek ile en yakın temas, emzirme ile sağlanabilmektedir. Mükemmel ve eşsiz bir besin içeriğine sahip olan anne sütü, aynı zamanda bebeğin mikrobik hastalıklardan korunmasında önemli rol oynar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, emzirmenin bebeğin beyin gelişimini desteklediğini; obezite, diyabet gibi hastalık risklerini de azalttığını göstermektedir.

Emziren annelerde doğum sonrası kanamalar daha az olmakta; meme ve yumurtalık kanseri, kemik erimesi gibi hastalıklar da daha az oranda görülmektedir. Başarılı bir emzirme süreci için doğru bir başlangıç yapılması çok önemlidir. Bebeğini besleyebilme içgüdüsü, bazen annelerde yoğun bir kaygıyı da beraberinde getirir. Bu dönemde anneye güven telkin etmek, olumsuz düşüncelerden uzaklaştırmak ve destek olmak çok önemlidir.

Başarılı bir emzirme için:
• Anneler, kendilerini psikolojik olarak emzirmeye hazırlamalı, emzirmenin bir sabır işi olduğunu bilmelidir.
• Sütün gelmesini beklemeden bebek doğar doğmaz ilk yarım saat içerisinde emzirmeye başlanmalıdır. Bu sürede bebeğe kesinlikle şekerli su verilmemelidir.
• Doğumdan itibaren her ağlama ya da süt isteme durumunda, saat sınırlaması olmaksızın bebekler emzirilmelidir. İlk haftalarda 3 saatten fazla uyuyan bebekler, uyandırılarak da olsa, emzirilmelidir.
• Bebeğin memeye doğru şekilde yerleştiğinden emin olmalıdır. Bunun için bebek ağzını tam olarak açmalı ve meme ucu çevresindeki kahverenkli bölgeyi tamamen ağzına almalıdır. Bebeğin çenesi memeye gömük, alt dudak hafif dışa kıvrılmış pozisyonda olmalıdır.
• Emzirmeden önce veya sonra bebeğe mama, şekerli su ve diğer besinleri vermekten kaçınılmalıdır.
• Emzirme döneminde bebeğe biberon verilmemeli ve hatta ilk haftalarda emme şaşkınlığını önlemek için emzik bile kullanılmamalıdır.
• Gebelikte olduğu gibi anneler kendilerine özen göstermeli, dengeli
beslenmeli, günde 2-3 litre sıvı tüketmelidir. Anneler, ayrıca yeterince dinlenmeli, moralini yüksek tutmak için eşinden ve çevresinden yarım almalıdır.

Emziren annelere işe başlarken öneriler:
• İyi emen bir makine edinilmelidir.
• Eğer annenin sütü çoksa, işe başlamadan önce günde en az bir kez süt sağılarak, ufak bir depo oluşturmalıdır.
• İşyerinde süt sağmak için uygun bir ortam sağlamalıdır. Bu konu için gerekli izinler alınmalıdır.
• 3-4 saatte bir sağılan süt, buzdolabında saklamalı; eve götürülürken, buz kalıpları arasında özel soğutuculu bir çantada taşınmalıdır.
• Elde edilen sütler, saklama poşetleri içinde buzdolabında 24 saat, iki kapılı buzdolabının buzluğunda 3 ay, derin dondurucuda 6 ay saklanabilir. Süt saklama poşeti içinde bulunan sütler, bebeğe verilmeden önce ılık su dolu bir kap içerisinde ısıtılabilir.
• Isıtılan süt; kaşıkla, bu amaçla üretilen küçük plastik kadehlerle bebeğe verilmelidir. Bebek sütü bu şekilde almıyorsa, biberon da kullanılabilir.
• Yakınlık hissi için anneler, bebeğin resmi veya ona ait bir giysisini işyerine götürülebilir.
• Anneler, evden çıkarken ve işten döner dönmez bebeğini emzirmelidir.

Amerikan Hastanesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Dr. Hilda Çerçi Özkan