Gebelik öncesi yaptırılması önerilen testler

Gebelik ve Doğum

Daha önceden bilinmiyorsa gebe ve eşinin kan grubu (annenin kan grubu Rh negatif babanın kan grubu Rh pozitif ise kan uyuşmazlığı vardır)

- Tam kan sayımı
- Tam idrar tetkiki
- Kan grubu tayini (anne ve baba)
- Toksoplazma ve Rubella (kızamıkçık)  tetkikleri
- Hepatit B taşıyıcılığı

Kan biyokimyasında kan şekeri, böbrek ve karaciğer fonksiyonları ile ilgili testler genellikle öyküde şüpheli bir durum varsa yapılır. Ayrıca, öyküde elde edilen pozitif bulguları netleştirmek için gerektiği taktirde doktorunuz başka tetkikler de önerebilir (örneğin adet düzensizliğinde hormonlar, tiroid fonksiyon testleri vb). Tüm muayene ve laboratuvar bulgularının sonrasında doktorunuz size gebelik öncesi dikkate almanız gereken önerilerde bulunacaktır.

Kızamıkçık ve toksoplazma erken gebelik sırasında geçirildiği taktirde bebekte bazı ciddi problemlere yol açabilecek enfeksiyon hastalıklarıdır. Eğer, kızamıkçık antikorlarınız negatif ise bu hastalığa karşı bağışıklığınız yok yani duyarlısınız anlamına gelir. Bu durumda, size doktorunuz gebelik öncesinde aşı önerebilir. Kızamıkçık aşısı etkisi azaltılmış da olsa canlı virüslerden yapıldığı için aşı sonrası 3 ay süreyle hamile kalmamanız ve bu sürenin sonunda bağışıklık gelişip gelişmediğini kontrol ettirmeniz gereklidir.Toksoplazma antikorlarının negatifliği de bu hastalığa karşı duyarlılığı gösterir. Bunun aşısı olmasa da doktorunuz size dikkat etmeniz gereken hususları bildirecektir.

Gebeliğin erken döneminde folik asit eksikliği bulunması bebeklerde “nöral tüp defekti” denilen omurilik kanalının embriyolojik hayatta normal kapanamaması ile sonuçlanan anomalilere yol açabildiği gösterilmiştir. Bu nedenle, gebe kalmayı planlayan kadınlara folik asit verilmesi önerilmektedir. Doktorunuz gebelik öncesi dönemde folik asiti hangi dozda ve nasıl kullanacağınızı size reçete edecektir. Muayene ve laboratuvar incelemeleri sırasında çıkabilecek sorunlara yönelik sorunlara yönelik spesifik öneriler de bu aşamada verilecektir. Ayrıca, ilk görüşmede konuşulmamışsa yaşam tarzı, beslenme, cinsel hayat, gebelik takipleri vb konularda da önerilerde bulunacaktır.

Sağlıklı gebeliğe hazırlanma dönemi

Gebelik ve Doğum

Gebeliğin ilk adımı ve en doğru yolu, onu önceden tasarlamaktır. İdeal olarak gebe kalmak istediğiniz zamandan 3 ay öncesinde, doktorunuzla bir ön görüşme yapmanızda önemli yararlar vardır. Doktorunuz, sizin sağlık ve sosyal bakımlardan özgeçmişinizi değerlendirecek, muayenenizi yapacak, çeşitli tetkikler yapacak bu şekilde gebelik sırasında oluşabilecek anormal durumlar karşısında hem sizi hem de kendisini hazırlayacaktır. Ayrıca, gebelik öncesi vitamin (folik asit) desteği ile bebekte ortaya çıkabilecek sakatlıklara karşı tedbir alacaktır. Doktorunuzun yapacağı tetkik ve muayeneler, önereceği tedaviler yanında sizin de yaşam tarzında değiştirmeniz gereken şeyler olacaktır.

Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi;
Öncelikle sağlıklı ve dengeli beslenmelisiniz. Dengeli beslenmeyle kastedilen ana besin maddelerinin dengeli oranlarda tüketilmesidir. Yağ ve şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Proteinden zengin bir beslenme şekli seçmelisiniz. Yağsız süt ve süt ürünleri, balık ve beyaz etler diyetinizde yer almalıdır. Mutlaka bol taze meyve ve sebze alınmalı, bunun yanında makarna, pirinç, baklagiller gibi farklı besin gruplarını da tüketmelisiniz.

Folik Asit Kullanın
Gebelik öncesi doktorunuza başvurduğunuzda destek tedavisi için folik asit kullanmanızı isteyecektir. Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren “B9 vitamini”  yani folik asit alınması çok önemlidir. Vücutta depolanmadığı, gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu ve doğal gıdalarla yeterlince karşılanmadığı için her gün alınmalıdır. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnıbahar, kepekli ekmekte mevcuttur. Folik asit eksikliğinde “nöral tüp defekti” denen sinir sisteminde omurilik kanalının tam kapanamamasına bağlı anomaliler olur. Özellikle, daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar, gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren mutlaka folik asit alımına başlamalıdırlar.Sigarayı hemen bırakın
Sigara kullanıyorsanız, mutlaka bırakmalısınız. Sigara gebe kalma şansını azaltır ve gebelikte kullanıldığında düşük ve çocukta gelişme geriliğine neden olur. Alkol de bırakılmalıdır.

Doğum kontrolünü bırakın
Anne adayı olmadan önce doğum kontrol yöntemleri kullanıyorsanız, bir uzmana başvurmak gerektiğini bilmelisiniz. Uzmanınızdan doğum kontrol yönteminin bırakılmasının ardından ne zaman hamile kalınması gerektiği hakkında bilgi edinmelisiniz. Çünkü bazı yöntemlerin hassasiyeti var. Doğum kontrol hapının bırakıldıktan sonra en az bir ya da iki ay hamile kalınmaması gerekiyor.

Toksoplazma testi yaptırın
Belki hayvanları çok seviyor ve evinizde kedi besliyorsunuz. Bu durumda hamile kalmadan önce yapacağınız ilk şey, kediyi evden uzaklaştırmak değil, bir toksoplazma testi yaptırmaktır. Çünkü kedinizin dışkısından bulaşabilecek olan toksoplazma, gebelik esnasında enfeksiyon oluşmasına ve bu enfeksiyonun bebeğe bulaşmasına neden oluyor. Rahim içine geçtiği durumlarda bebekte bazı kalıcı hasar oluşturabiliyor. Bu nedenle eğer test sırsında toksoplazma olmadığınız ortaya çıkarsa, bundan sonra kedinizin dışkısının elinize temas etmemesine özen göstermelisiniz.

Aşılarınızı yaptırın
Hamilelik öncesi aşıların yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Çünkü aşılanmayan annelerin etken maddeyle karşılaşması yalnızca kendini değil, bebeğini de etkiler. Hamilelik sırasında ya da doğumda taşıdığınız enfeksiyonu bebeğinize geçirme riski oluşur. Bu nedenle hamilelik öncesi Hepatit B, Kızamıkçık ve tetanoz’a karşı bağışıklığınız yoksa ve aşılarını yaptırmadıysanız, bir uzmana başvurarak yapılmasını sağlayın.

Kullanacağınız ilaçlara dikkat edin
Hafif bir baş ağrısında eli ilaçlara gidenlerdenseniz, biraz dikkat!! Çünkü hamilelik öncesi kullandığınız ilaçlar konusunda da hassas olmanız gerekir. Korunmayı bıraktığınız ve hamile kalma olasılığınız olduğunu düşünerek bir uzmana danışmadan ilaç almaktan sakının. Çünkü uzmanlar, erken hamilelik döneminde bazı ilaçların plasentadan geçerek bebeğin gelişimini olumsuz etkilediğini söylüyorlar. Ayrıca doktora başvurmanız gereken durumlarda, doktorunuza hamile olabileceğiniz ihtimalini hatırlatın.

Stresden Uzak Durun
Gebeliğe karar verdikten sonra gebelik oluşumunun ilk aylarda olmaması sizi strese sokmamalıdır. Her şey normal olsa, uygun zamanda ilişki olsa bile her ay için gebelik şansı %25 civarındadır. Normal düzenli ilişkiye rağmen bir kadının gebe kalamaması durumunda kısırlık incelemelerini başlatmak için genellikle çok aşikar bir anormallik yoksa 1 yıl beklenir. Bir yıl sonunda herhangi bir patolojisi olmayan çiftlerin bile gebe kalma şansı %98’dir. Yani %2 olguda her şey normal olmasına rağmen gebelik 1 yıl gecikebilir. Gebe kalma şansı düzenli adet görenlerde adetin 12-15. günlerinde en fazladır. Düzenli bir cinsel yaşam ve haftada 3 veya daha fazla ilişki gebe kalma şansını artırır. Bu nedenle, ilk aylarda hemen gebelik oluşmaması sizde veya eşinizde bir anormallik olduğu anlamına gelmez. Eğer, gebelik niye olmuyor endişesine kapılır ve strese girerseniz salgılanabilecek stres hormonları gebelik oluşumunu geciktirebilir. Tabii ki, insan cinselliğinin önde gelen amaçlarından biri üreme ve çoğalmadır. Ancak, çocuk yapmayı bir görev olarak algılamamalı normal cinselliğinizi yaşamalısınız.

Doktor kontrolünden geçin
Eskiden hamileliğin başlamasıyla birlikte bir uzmana başvurulurdu. Oysa şimdi hamilelik kararının alınmasıyla birlikte bu süreç başlamış oluyor. Çünkü sağlıklı hamilelik sürecinin yaşanması için annenin sağlığından emin olmak gerekiyor. Bu konuda başvuracağınız uzman sizi muayene edecek , bazı kan testleri isteyecek, ultrasonografi ile inceleyecektir. Böylece hamileliğe başlamadan önce bir sorunla karşılaşıp karşılaşmayacağınız ve karşılaşma durumunda kalmadan önlemi alınacaktır. Ancak doktorunuza eşinizle birlikte gitmeniz gerektiğini bilmelisiniz çünkü eşinizin de bazı riskler ortağıdır. Örneğin eşinizin kan grubu, ailesinde genetik geçişli bir hastalık olup olmadığı, sürmekte olan hastalık nedeniyle kullandığı ilaçlar gibi birçok etmen, sağlıklı bir hamilelik sürecini etkileyen faktörlerdir.

GEBELİKTE VÜCUTTA OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER

Gebelik ve Doğum

Hamile kaldığınız andan itibaren, hormonlarınız bebeğinize güvenli ve büyümeye elverişli bir ortam hazırlayabilmek için vücut sisteminizi değiştirmeye başlar. Bebeğiniz için gerekli olan bu değişimler size baş ağrısı, mide bulantısı veya sırt ağrısı gibi rahatsızlıklar verebilir.

Dahası, bu değişim fiziksel ve duygusal yorgunluğa da neden olabilir. Ancak birçok anne adayı gibi siz de büyük bir olasılıkla bu rahatsızlıkların sadece bir kısmını yaşayacaksınız. Bunların çoğu doğumdan kısa bir süre sonra kaybolacaktır. İşte bu esnada kendinizi daha iyi hissedebilmeniz için size bir kaç basit ipucu vermek istiyoruz.

Rahat Bir Nefes
Hamileliğinizin son üç aylık döneminde bebeğiniz boyunun yaklaşık iki katı kadar uzarken, ağırlığının da üç katı kadar kilo alacaktır. Vücudunuzun doğal olarak, bu büyümeye yer açması gerekecektir. Bu şekilde genişleyen rahminiz midenizi ve diğer organlarınızı yukarı doğru iter. Böylelikle ciğerlerinizin ve diyaframınızın nefes almak için kullandığı alanı daraltır. Bunun sonucunda da nefes almakta zorluk çekersiniz. Ancak bu durum sizi endişelendirmemeli; göğüs duvarı kaslarınız bu durumu telafi etmek için daha fazla çalışır. Bu sayede siz ve bebeğiniz ihtiyacınız olan oksijeni alabilirsiniz. Bu rahatsızlığı gidermek için şu hareketleri deneyebilirsiniz;

- Kollarınızı aşağı doğru sarkıtarak durun.
- Kollarınızı kenarlara doğru açarak yavaşça nefes alın.
- Kollarınızı yavaşça aşağı indirirken nefesinizi verin.
Bu egzersizi aralarda bir kaç nefes alarak 5 kez tekrarlayın.

Ödem
Hamilelik sırasında kan basıncı aşağı yukarı %40 artar, bu da dolaşım sisteminizin normalden daha fazla çalışmasını gerektirir. Kan hacmindeki artış dolaşımınızı bazen yavaşlatabilir, bu yüzden hamileliğin sonlarına doğru oluşan bir miktar şişkinlik normal sayılmaktadır. (Ancak elleriniz ve bileklerinizde oluşan şişkinlik, ellerinizi 30 dakika yukarıda tuttuktan sonra azalmıyorsa doktorunuza danışmalısınız). Bilekler ve ayaklar en çok şişen yerlerdir çünkü bebeğin ağırlığı “pelvis” adı verilen leğen kemiğindeki damarlara baskı yapar ve kanın ayaklardan kalbe gidişini yavaşlatır. Bu durumda günde 8-10 bardak su içmek sıvı dolaşımına imkan sağladığından, vücudunuza iyi gelecektir. Alabileceğiniz diğer önlem ise en az bir saat olmak üzere günde iki kez bir tarafa doğru yatmak, ayakta ya da oturarak aynı pozisyonda yarım saatten fazla kalmamak olabilir. Gün içinde ufak tefek egzersizler için kendinize zaman ayırın. Örneğin kısa mesafeli yürüyüşler yapın ve oturduğunuz yerden bileklerinizle daireler çizin. Hatta sallanan sandalyede hafifçe sallanmanın bile yararını görebilirsiniz. Yan yatmak da dolaşımınızı düzenleyecek ve şişmeyi önleyecektir.
Sık sık pozisyon değiştirmek de varis oluşumunu en az egzersiz yapmak kadar önler. Aldığınız kilolar dolaşım sisteminize baskı uygular ve artan kan yoğunluğunuz damarlarınızın şişmesine neden olur. Hamileliğinizin son dönemlerinde sırtüstü yatmaktan kaçının çünkü sırt üstü yatmak şişmeyi artırıp baş dönmelerine neden olabilir.
Eğer bacaklarınız ağrıyorsa özel hamile çorapları veya varis çorapları giyin. Bu
çorapları sabah kalkar kalkmaz, yani kan ayak bileklerinize ve ayaklara toplanmadan önce giymelisiniz. Aksi takdirde, çorabın baskısı kanın bacaklardan ve ayak bileklerinden yukarı çıkışını daha da zorlaştıracak, bu da size daha çok ağrı verecektir. Eğer çoraplarınızı ancak iş sonrası ya da günün geç saatlerinde giyebiliyorsanız ilk önce ayaklarınızı 15-20 dakika yukarı kaldırıp duvara dayayın ve çoraplarınızı giyerken de mümkün olduğunca yukarıda tutmaya gayret edin.

Hemeroid (basur)
Anal (rectum) bölgede baskıdan ve dolaşım eksikliğinden dolayı oluşan genişlemiş damarlardır. Bunlara rektal çıkışın kenarlarında rastlanabildiği gibi daha içeride de oluşabilirler. Hemeroid acı verebilir ya da herhangi bir baskıda kanayabilir. Hemeroid olan bölgeyi ılık suya tutarak veya soğutulmuş pamuk topları ile kompres yaparak rahatsızlığınızı belli ölçüde azaltabilirsiniz.

Pelvik Baskı
Dolaşım bozukluğu sonucu karşılaşabileceğiniz diğer bir rahatsızlıktır. Kadınlar bu ağrıyı genelde bir ağırlık, hassasiyet ya da bir darbe acısı olarak tarif ederler. Aslında kan, pelvik bölgeye baskı yapmaktadır. Ilık bir duş alarak veya o bölgeye soğuk kompres yaparak rahatlayabilirsiniz.
Bir takım egzersizler de bu rahatsızlığı azaltabilir. Vajina etrafındaki kasları 3-5 saniye kadar sıkın ve bırakın. Kalça ve karın kaslarınızı sıkmadan yapmaya çalışın ve gün içinde her iki satte bir 5-10 kez yapın. Zamanla bu kasılma hareketlerini 10-15 saniyeye çıkarabilirsiniz.

Sırt Ağrıları
Hamilelik kaslarınızı olduğu kadar eklem yerlerinizi, sinirlerinizi hatta kemiklerinizi de etkilediğinden sırt ağrılarına ve ara ara saplanan kramplara neden olabilir. Bu ağrılarla başa çıkabilmek için vücudunuzda meydana gelen değişiklikleri anlayabilmeniz gerekir.

Sırt ağrılarının nedeni bebeğin artan ağırlığı ve annenin karın kaslarının yeterli olmamasıdır. Hamileliğin ilk yarısında fetus annenin kalça kemikleri üzerinde oturur, bu kemikler ağırlığın belli bir bölümünü rahatlıkla taşıyabilecek durumdadırlar. Ancak bebek büyümeye devam ettikçe çoğu kadında karın bölgesi kasları gevşer, zayıflar ve aşağıya doğru bir baskı oluşur ve bu durum omurganın alt bölgesini zorlamaya başlar.

Sırt ağrılarını önleyebilmek için omuzlarınızı sürekli arkada ve aşağıda tutun, karnınızı da içeri çekin. Eğer hamile eğitimine gidiyorsanız, eğitimci size basit bazı karın hareketleri gösterecektir. Bunun dışında yüksek topuklu ayakkabı giymekten, uzun süre ayakta durmaktan ve sırtüstü yatmaktan kaçının.

Hafif gerinme egzersizleri ağrılarınızın azalmasını sağlayacak ve kaslarınızın gevşemesine yardım edecektir. Eğer uzun süre ayakta kalmanız gerekiyorsa bir ayağınızı biraz daha yüksekte tutmaya çalışın. (Örneğin bir ayağınızı alçak bir tabureye dayayın). Ayrıca ağrıyan bölgeye soğuk kompres veya masaj yaptırabilirsiniz.

Bir tarafınız üzerine yatarak dinlenebilir veya iki bacağınız arasına yastık koyarak karın bölgenizi dinlendirebilirsiniz.
İsterseniz yattığınız yöne doğru ufak bir yastık koyarak da kollarınızın bunun üzerinde rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Birkaç denemeden sonra doğru pozisyonu bulduğunuzda sabahları daha az ağrı ve daha fazla enerji ile uyandığınızı fark edeceksiniz.

Kalça Ağrıları
Kalça ağrısı ya da diğer adı ile siyatik, hamileliğin son döneminde sıkça rastlanan bir başka sorundur. Hamile bayanlar bunu genellikle kalçalarda oluşan ağrı ya da kramplar olarak tarif eder. Bu rahatsızlığın nedeni siyatik sinirinin oluşturduğu baskıdır. Bu baskıya genelde hamilelik hormonlarının kalça eklemlerini serbest bırakıp, kalça kemiklerinin bebeğe daha fazla yer açılması için gevşemesi neden olur. Bebek genelde bir yana doğru yattığından, ağrılar çoğunlukla bebeğin yattığı taraftaki kalça üzerinde yoğunlaşır.

Bu baskıdan kalçalarınızı omuzlarınızdan yukarı doğru kaldırarak korunabilirsiniz. Bunu yapmanın en iyi yolu dizler ve eller üzerinde yani dört ayak üzerinde durarak başı ve omzu yastık üzerinde dinlendirmektir. O bölgeyi sıcak tutmak ve bölgeye masaj yapmak da yararlı olabilir. Bunun dışında şu basit hareketi öneririz: Bir iskemlenin 40-50 cm. arkasına geçin, destek olması için tek elinizle iskemlenin ucuna tutunun. Sandalyeye yakın olan bacağınızı dizinizi bükerek hafifçe kaldırın. Sonra diğer tarafa dönün ve diğer bacak için aynı işlemi tekrarlayın.
Bazı hanımlar hamileliğin son döneminde bacak krampları çekerler. Bu kramplar genelde uyurken ya da sabahları yatakta ayaklarınızı uzatırken gelir. Bu spazmlardan korunmak için şu uzanma hareketini yapmalısınız: Yerde bağdaş kurarak oturun. Kramp giren ayağınızı öne doğru uzatın. Aynı taraftaki elinizle mümkün olduğunca bacağınıza uzanmaya çalışın. Bu uzanma hareketini yatağa girmeden önce yaparsanız rahat edersiniz.
Eğer sık sık bacak krampları çekiyorsanız aldığınız kalsiyum miktarını araştırın. Bazı uzmanlar bu krampların kalsiyum eksikliğinden, bazı uzmanlar ise fazla kalsiyum ve fosfor alımından kaynaklandığını düşünmektedir.

Mide Yanması
Karında sürekli büyüyen bebeğiniz karnınıza baskı uygular ve bu baskı bazen hazımsızlığa yol açabilir. Yanma ve mide bulantılarından, sık ancak az miktarlarda yiyerek korunabilirsiniz. Ayrıca yağlı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmalısınız. Eğer mide yanmaları geceleri yoğunlaşıyorsa uzandıktan sonra iki saat bir şey yemeyin. Süt ürünleri ve kalsiyum hapları doğal anti-asitlerdir ancak fazla miktarda kullanmamak gerekir. Lütfen bu konuda doktorunuza danışın.

Kabızlık
genelde hamilelik ilerledikçe artar çünkü bağırsakların iyi çalışması için yeterli genişlikte yere ihtiyacı vardır, ama çocuk anne karnında büyüdükçe bağırsaklara baskı yapar. Bu sorunu önlemek ya da en azından hafifletmek için günde en az sekiz bardak sıvı içmelisiniz. Sıvı seçenekleri olarak su, meyve suyu ve limonatayı tercih etmelisiniz. Kafein içeren kahve, çay veya kolalı içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içecekler vücutta gereksiz su toplaması yapar.

İdrar Kaçırma
Özellikle hamileliğin son aylarında çok fazla gülme, öksürme veya hapşırma sonrasında görülür. Daha önce pelvik baskı bölümünde anlattığımız hareketleri yapmanız bu durumu önlemek için yararlı olacaktır.

Karın Gerilmesi
Hormonlarınız vücudunuzun bebeği taşıyabilmesi için karnınızın büyümesine yardımcı olur. Ancak bazen fetus, sanki taşıyabileceğinizden fazla büyüyor gibi gelebilir. Ağırlık ve baskı hissedebilirsiniz. Göbek deliğinizde ağrı olabilir ve otururken rahatsızlık hissedebilirsiniz. Parmak uçlarınızla karnınızın alt bölgelerine masaj yapmanız sizi rahatlatacaktır. Ilık kompresler de göbeğinize iyi gelecektir.

Son üç aylık dönemde göğüslerinizde aşırı duyarlılık ve şişkinlik olur. Doğumdan önceki haftalarda vücudunuz kolostrum dediğimiz sıvıyı üretmeye başlar. Bu ilk önceleri yapışkan ve sarımtrak renkte olur, daha sonra doğum yaklaştıkça daha sulu ve beyazımsı bir görünüm alır. Hamileliğin son döneminde kolostrumun gelmeye başlaması bebeğiniz doğduğunda emzirmenize engel olmaz. Eğer göğüslerinizde akıntı sık oluyorsa sütyeninizin içine göğüs pedleri koymanız işe yarayacaktır.

Duygusal Değişimler
Her ne kadar hamilelik ve doğum son derece doğal olaylar gibi görünse de, bir bakıma normal yaşantınızdan biraz farklı ve özel bir durumdur da. Bu dönemde fiziksel olduğu kadar, ruhsal olarak da değişimler yaşarsınız.
Hamileliğin son döneminde yaşanılan en temel korku doğum korkusudur. Hamile eğitim merkezleri doğum sancısını azaltan egzersizler ve farklı nefes alma teknikleri gösterme konusunda yararlıdır. Ayrıca doğum deneyimi yaşamış annelerle konuşmak da sizi rahatlatacaktır.

Hamilelik çoğu kadında duygusal gelgitler yaratır. Bunların nedenleri tam olarak bilinmemekle beraber, hormonal ve diğer fiziksel değişimlerin yanısıra, eşinizin ve sizin hayatınızda meydana gelen değişimlerin de etkili olduğu düşünülmektedir. Hormonal değişimlere, vücudunuzdaki ağrı ve acılar da eklendiğinde kendinizi kötü hissetmeniz gayet doğaldır. Bir dakika sonra bebeğin bir tekmesi, radyoda sevdiğiniz bir şarkı veya izlediğiniz basit bir televizyon reklamı sizi güldürebilir.
Hayatınızda ve vücudunuzda oluşan onca değişimle bu gelgitleri yaşamanız gayet normaldir. Bazı hamileler, bu gelgitlerden dolayı “iyi bir anne” olamayacaklarını düşündüklerinden kendilerini suçlu hissedebilirler.

Ancak genelde kendini sebepsiz yere “üzgün” veya “kötü” hissetmek hamilelikte normaldir. Duyduğunuz bu rahatsızlıkların görüntünüzle, seks hayatınızla , maddi durumunuzla veya kendinizi yalnız hissetmenizle de ilgisi olabilir. Böyle anlarda etrafınızdan alacağınız biraz moral desteği kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Ancak bu ruh haliniz sürekli aynı şekilde devam ediyorsa ve normal yaşantınıza dönmekte çok zorluk çekiyorsanız, depresyonunuz daha ciddi boyutlarda olabilir.

En kısa zamanda doktorunuzla görüşün. Size yardım edebilecek birileri mutlaka vardır.
En azından haftada birkaç kez, size ve bebeğe çok önem veren bir yakınınızla görüşün ve durumunuzu paylaşın. Her ne kadar eşinizle herşeyi paylaşmak çok değerli olsa da bazen farklı destek yerleri bulmak her ikinizin de kendini daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. Bunun dışında sizin için önemli olan şeyleri ertelemeyin, hayatınız devam ediyor bu yüzden hayatınıza ara vermemelisiniz.

Hamileliğinizin bu son döneminde kendinize karşı biraz daha hoşgörülü olmalısınız. Unutmayın yeni bir insan dünyaya getiriyorsunuz, bu büyük bir iş ve siz bunun mutluluğunu yaşamalısınız.
Vücudunuz bebeği taşıyabilmek için sürekli genişliyor; bu yüzden daha önce yaşamadığınız kadar ağrı, acı ve stres yaşayabilirsiniz.

Vücudunuz, hamileliğinizin ilk üç ayından başlayarak, bebeğinizin rahatça büyüyebilmesi için, yoğun şekilde hormon salgılar. Bedeninizdeki bu yoğun tempo kendinizi yorgun hissetmenize neden olur. Son üç aya girildiğinde ise sık sık tuvalete gitmek, rahat oturma pozisyonu bulamamak gibi sorunlar uykusuz geceler geçirmenize neden olur.

İşte size yorgunlukla baş edebilme yolları;

- Az miktarlarda olmak üzere sık yemek yiyin.
- Eğer doktorunuz vitamin desteği vermişse mutlaka kullanın.
- Sık sık yorucu olmayan yürüyüşler yapın.
- Fırsat bulabildiğiniz her an dinlenin.
 

Dört Altın Kural:
Sağlıklı ve rahat bir hamilelik dönemi geçirebilmek için şu kurallara dikkat etmelisiniz;
1. Her Gün 15-20 dakika serin ve gölgelik bir bölgede yürüyüş yapın.
2. Su, meyve suyu, süt gibi kafein, katkı maddesi veya renklendirici madde içermeyen içeceklerden günde 8-10 bardak için.
3. Sabahları ve akşamları en az birer saat bir tarafınıza doğru yatarak dinlenin
4. Gün boyunca az miktarlarda olmak koşuluyla 5-6 öğün yiyin

GEBELERİN UYMASI GEREKEN GENEL KURALLAR

Gebelik ve Doğum

Özel bir sakınca yoksa gebelik normal yaşantınızı etkilemez.Normal yaşantınızı sürdürün.
Düzenli olarak gebelik kontrollerinizi yaptırın.
Doktora danışmadan ilaç kullanmayın.
İlk üç ay içinde röntgen çektirmeyin,röntgen çekilen alanlarda durmayın.
Ateşli ve döküntülü hastalardan uzak durun.
Kan grubunuzu mutlaka öğrenin.
Tetanoz aşınızı yaptırın.
Meme bakımınıza gebelikte başlayın.
Alkol ve sigara içmeyin.
Beslenmenize dikkat edin.
Diş bakımına önem verin.
Geceleri en az sekiz saat uyuyun.
Rahat,geniş ve doğal giysiler kullanın.
Sık sık banyo yapın.
Cinsel organ temizliğine dikkat edin.
Uzun yolculuklardan kaçının.
Çok ağır iş yapmayın.
Yürüyüş ve hareket yapın.
Doğumunuzu bir sağlık kuruluşunda yapın.

GEBELİKTE ACİL DURUM BELİRTİLERİ

Gebelik ve Doğum

Şiddetli ve sürekli baş ağrısı
Uzun süren mide ağrıları
Görmede bulanıklık
Kanama
Su boşalması
El ayak ve yüzde şişme
Çok sık kusma
38 Derecenin üstünde ateş
7. Aydan sonra bebeğinin 12 saatte 10 defadan az oynaması